E-ISSN 2587-0610

Quick Search




Laparoscopic Endoscopic Surgical Science (LESS) - Laparosc Endosc Surg Sci : 11 (4)
Volume: 11  Issue: 4 - 2004
REVIEW
1.Rectal prolapse and approach of minimally invasive treatment
Sezai Demirbaş, Cengiz Erenoğlu, Tuncay Çelenk
Pages 149 - 156
Rektal prolapsus acil olarak hayatı tehdit edici durum oluşturmasa da neden olabildiği kabızlık ve inkontinans gibi şikayetlerle hayat kalitesini son derece bozan ve insanın toplum içindeki hayatını kısıtlayan bir hastalıktır. Gerek hastalığın semptomatolojisindeki farklılıklar gerekse de uygulanan tedavi yöntemlerinin çeşitliliği konunun önemi üzerinde dikkatle durulması gerekli kılmaktadır. Son yıllarda minimal invaziv tedavi yöntemlerinin cerrahi hastalıkların tedavisinde yaygın kabul görmesi rektal prolapsus tedavisinde de laparoskopik cerrahiyi uygulanır hale getirmiştir. Bu derlemede rektal prolapsus konusundaki bilgiler son gelişmeler eşliğinde özetlemeye çalışmıştır.
Although rectal prolapse is not a life-threatening disease, it is a disease with some complaints such as constipation and incontinence which affect quality of life and social life negatively. Both the nature of symptoms and the availability of a large scale of treatment modalities necessitates attention of surgical community. As minimally invasive surgery takes place in the treatment of different surgical diseases, laparoscopic surgery has also been available for the treatment rectal prolapse successfully. In this review article, rectal prolapse has been summarized in the view of the recent data.

RESEARCH ARTICLE
2.Laparoscopic common bile duct exploration: an effective treatment in the management of biliary tract stones
Ali Aktekin, M A. Tolga Müftüoğlu, Mehmet Odabaşı, Abdullah Sağlam
Pages 157 - 162
GİRİŞ ve AMAÇ: Safra kesesi ve koledok taşı olan hastalarda laparoskopik kolesistektomi öncesi uygulanan endoskopik retrograd kolanjiopankreotikgofi ve endoskopik sfinkterotominin kısa ve uzun dönem komplikasyonlarının tanınması ile diğer tedavi alternatifleri gündeme gelmiştir. Koledok taşlarının tedavisinde, laparoskopik koledok eksplorasyonu, günümüzde seçkin bir tedavi alternatifi olarak kullanılmaya başlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kasım 2002 ile Mayıs 2004 tarihleri arasında, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 4. Genel Cerrahi Servisi'nde elektif şartlarda kaparoskopik koledok eksplorasyonu yapılan 9 hasta prospektif olarak incelendi.
BULGULAR: Hastaların 5'i kadın ve 4'ü erkek olup, yaş ortalaması 60 ( 24-91)'tır. Beş hastamızda laparoskopik koledok eksplorasyonuna duktus sistikus kullanılarak başlandı, ancak sadece 2 hastada sistik kanaldan eksplorasyon tamamlanabildi. Dört hastada duktus sistikustan eksplorasyon denenmeden koledoktomi yapıldı. Hastalarımızdan sadece birinde medikal tedaviye cevap veren safra kaçağı komplikasyonu görüldü. Koledokotomi ile taş çıkartılmaya çalışan bir hastada taş çıkartılamadığı için açık ameliyata geçildi. Ameliyat süresi ortalama (110-205) dakika, hastanade ortalama yatış süresi ise 5 gündür. Serimizde mortalite görülmedi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Laparoskopik koledok eksplorasyonu, laparoskopik cerrahi becerisi gerektirmekle birlikte, safra kesesinde taşı olup koledok taşı şüphesi bulunan hastalarda koledok taşlarının tanı ve tedavisinin bir seferde yapılabilmesini sağlayan başarılı bir yöntemdir.
INTRODUCTION: Nowadays, the short and long term complications of endoscopic retrograde cholangiopancreaticography and endoscopic sphincterotomy are well known and the success rate of the procedure is debatable. Laparoscopic cholecystectomy and synchronous common bile duct exploration give the opportunity of one step procedure and is a good alternative procedure for common bile duct stones.
METHODS: The medical records of 9 patients with cholecytocholedocholithiasis who ere treated with laparoscopic cholecystectomy and laparoscopic common bile duct exploration between November 2002 and May 2004 in our clinic were studied.
RESULTS: Sex distribution was 5 women and 4 men with median age 60 years(24-91). The laparoscopic exploration of the common bile duct was begun through cystic duct in 5 patients, but in only 2 of them ended by this way. In 3 other patients, the exploration was done via laparoscopic choledoctomy. In four patients, common bile duct exploration was done through the choledochotomy incision. In one of these patients conversion to laparotomy because of an impacted stone in distal common bile duct was necessary. We have only one complication as bile leakage responded to medical treatment. The average operation duration was 160 minutes and hospitalization period was 5 days. There was no mortality.
DISCUSSION AND CONCLUSION: We concluded that the laparoscopic common bile duct exploration and removing of stones is a succesful and practical procedure in selected patients.

3.Videothoracoscopic (VATS) approach to recurrence primary spontaneous pneumothorax. Is stapler necessary for smanll bulla and blebs?
Alpay Örki, Çağatay Tezel, Şenol Ürek, Altuğ Koşar, Hakan Kıral, Canan Dudu, Bülent Arman
Pages 163 - 168
GİRİŞ ve AMAÇ: Rekürren primer spontan pnömotoraksların tedavisinde videotoraskopi (VATS) eşliğinde koter yardımı ile yapılan bül ablasyonu ve apikal plörektominin güvenilirliği araştırmak.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Merkezimizde Ocak 1996-Ocak 2003 tarihleri arasında 21 hastaya rekürren PSP nedeniyle VATS yapıldı. Beşi kadın 16'sı erkek olan hastalarımızın yaş ortalaması 30 (15-57) idi. Pnömotoraks yüzde oranları British Thoracic Society 2003 kılavuz kriterlerine göre hesaplandı ve %60 olarak bulundu. Video torakoskopik eksplörasyonda 16 (%76) hastada bül/blep saptandı ve ortalama çapları 15(5-30) mm idi.
BULGULAR: Ameliyat tekniği olarak VATS esnasında bül/blep saptanan 16 hastaya koter yardımı ile bül ablasyonu+apikal plörektomi, bül/blep saptanmayan 5 hastaya ise sadece plevral abrazyon yapıldı. Ortalama drenaj süresi 4.8 gün idi. Bül ablasyonu+ apikal plörektomi yapılanlarda ortalama drenaj miktarı 320cc, yalnızca plevral abrazyon yapılanlarda ise 230cc (p=0.0107) idi. Mortalite olmadı. Üç (%14) hastada çeşitli komplikasyonlar meydana geldi. (ekspansiyon kusuru 2, uzamış hava kaçağı 1). Medyan 26(5-76) aylık takip süresince yalnızca 1 ( %4.7) hastada rekürrens meydana geldi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Rekürren primer spontan pnömotoraksların tedavisinde vidotorakoskopik olarak yapılan bül ablasyon+apikal plörektomi rekürrenslerin önlenmesinde güvenilir bir yöntemdir. Özellikle çapı 20mm den küçük bül ve bleplerin tedavisinde koter yardımı ile yapılan ablasyon staplere olan ihtiyacı azalttığından VATS maliyetini oldukça düşürmektedir.
INTRODUCTION: To evaluate the effectiveness of electrocoagulation of bulla/blebs and apical pleurec­tomy via videothoracoscopic approach by VATS.

METHODS: We reviewed 2 1 patients who underwent VATS procedure for recur­ rence pneumothorax from 1996 to 2003. There were 16 male and 5 female patients with a mean age of 30 years. The percentage of pneumothorax was calculated mean of 60% (British Thoracic Society Guideline -2003). Sixteen (76%} bulla/blebs were found at the videothoraco­ scopic exploration with the mean diameter of 15 mm (5-30).

RESULTS: As an operative procedure, bulla ablation with cauterization and apical pleurectomy was performed in 16 patients. Five of the patients underwent only pleural abrasion because in this group there was not any either bulla or bleb could be found.The mean duration of drainage time was 4.8 days. There was no mortality and complications occurred in 3 (14%) patients. Only one (4.7%) recurrence occurred during the median 26 months (5·76 months) follow-up.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Videothoracoscopic bulla ablation with apical pleurectomy is a safe method for recurrence primary spontaneous pneumothorax. Especially, if the bulla or bleb is smaller then 20 mm the ablation via cauterization reduces the expenses of VATS procedure by avoiding the use of stapler devices.


CASE REPORT
4.Laparoscopic approach in Morgagni diaphragmatic hernia
Mustafa Yüksel, Hasan F. Batırel, Tunç Laçin
Pages 169 - 173
77 yaşında bayan hasta kliniğimize kusma ve nefes darlığı nedeniyle yatırıldı. Eşlik eden hiper­ tansiyon ve trombositozu mevcuttu. Yapılan toraks bilgisayarlı tomografisi ve kontrastlı üst gas­ trointestinal sistem grafisinde, midenin bir bölümü, kolon ve omentumun içerisinde bulunduğu retrosternaldiyafram hernisi (Morgagni) tespit edildi..Herninin içerisindeki organlar laparoskopik olarak batın içerisine indirilerek diyaframdaki açıklık, herhangi bir yamaya ihtiyaç duyulmadan anterior batın duvarına dikildi. Hastanın postoperatif seyri problemsiz oldu. Laparoskopi, Morgagni diyafram hernisinin cerrahi tedavisinde kullanılabilir.
A 77-year-old female was admitted to our unit with vomiting and dyspnea. She also had essen­ tial thrombocytosis and hypertension. The chest CT and upper gastrointestinal contrast study showed a Morgagnidiaphragmatic hernia with part of the stomach, colon and omentum in the right chest. The hernia contents were reduced laparoscopically. The lowed edge of the diaphrag­ matic defect was sutured to the anterior abdominal wall without any need for a patch recon­ struction. Postoperative course was uneventful. Laparoscopy can be safely used as the initial procedure in the surgical management of a Morgagni hernia.

REVIEW
5.Care of patient who have undergone percutaneous endoscopic gastrostomy
Ikbal Çavdar
Pages 174 - 177
Uzun sureli parenteral beslenme gereksinimi olan hastalarda oluşabilecek komplikasyonlardan korunmanın yanı sıra ekonomik açıdan getirdiği yük alternatif olarak enteral beslenmeyi günde­me getirmektedir. Günümüzde uzun sureli beslenmelerde popüler bir yöntem alan perkutan endoskopik gastrostomi (PEG), hastalara beslenme açısından büyük avantajlar sağlaması yanı sıra hemşirelik bakımının da önemini arttırmaktadır. PEG açılması sırasında hemşire tarafından hastanın vital bulguları, renk ve bilinç seviyesi, erken dönemde gelişebilecek belirti ve bulgular açısından 6 saat süreyle hastanın kan basıncı, nabız, ve vücut ısısı, PEG sonrası kanama, infeksiyon, peritonit, perforasyon ve aspirasyon gibi majör komplikasyonlar açısından dikkatle izlenmelidir. PEG'li hastalarda hemşire deri irritasyonu ve tüpün çıkmasına karşı uyanık olmalıdır. Sindirim sıvısının deriyi irrite etmesi açısından tüp giriş bölgesinin deri bakımı önemlidir. Cilt, günlük olarak değerlendirilmeli, kuru ve temiz tutulmalıdır. Hasta ve aile üyelerine beslenme tüpünün bakımı, cilt bakımı, potansiyel komplikasyonlar ve beslenme yönetimi hakkında eğitim verilmelidir.
To prevent the complications of long-term parenteral nutrition and because of the cost-e ffec­ tiveness of the parenteral nutrition. enteral nutrition becomes a practical alternative. Percutaneus endoscopic gastrostomy (PEG) gets popular recently with patients in the need of long-term nutrition because of its benefits and the nursing care of PEG gets more important. The patient must be followed-up carefully by the nurse after the PEG operation for the compli­ cations like hemorrhage, infections, peritonitis, perforation and aspiration. For this reason the blood pressure, pulse rate and body temperature must be followed-up for a period of six hours. The nurse must be careful about the skin irritation and exertion of the PEG tube. The skin care of the tube insertion is important because of the irritation of the gastric fluid. The skin must be assessed everyday and must be hold clean and dry. Patients and families should be informed about skin care. tube care potential complications and nutrition management.

LETTER TO THE EDITOR
6.Letter to the Editor
Can Küçük, Erdoğan Sözüer
Page 178
Abstract | Full Text PDF

TECHNICAL NOTE
7.Subject and Author Index

Pages 180 - 185
Abstract | Full Text PDF

8.Instructions to the Authors

Pages 185 - 193
Abstract | Full Text PDF

LookUs & Online Makale