E-ISSN 2587-0610

Quick Search




Laparoscopic Endoscopic Surgical Science (LESS) - Laparosc Endosc Surg Sci : 13 (2)
Volume: 13  Issue: 2 - 2006
RESEARCH ARTICLE
1.In the treatment of the organ confined prostate cancer laparoscopic radical prostatectomy
Tibet Erdoğru, Murat Uçar, Erdem Akkaya, Ahmet Şanlı, Orçun Çelik, Mehmet Baykara
Pages 55 - 65
GİRİŞ ve AMAÇ: Ardışık olarak laparoskopik radikal prostatektomi (LRP) ile tedavi edilmiş olgularımızın operasyon verileri ve özellikleri, takip sonuçları beraberinde morbiditeleri, patolojik özellikleri ve kontinans oranları değerlendirildi.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Klinik lokalize prostat kanseri belirlenen 70 hastaya (ortalama yaş: 63.8±7.0 yıl) asendan LRP uyguland›. Ameliyat öncesi hastanın vücut kitle indeksi, PSA de¤eri, transrektal ultrasonografide elde edilen prostat volümü, Gleason skoru ve preoperatif hemoglobin düzeyi değerlendirildi. Bunun yanında ameliyat süresi (ilk trokar insizyonu ile tümüyle ameliyatın tamamlanmasının ardından spesimenin insizyondan çıkartılmasına kadar geçen süre), vezikoüretral anastomoz süresi, yaklaşık kan kaybı, intraoperatif kan transfüzyonu yanında komplikasyonlar değerlendirildi. Ameliyat sonrası dönemde ise hastanede yatış süresi, postoperatif kullanılan analjezik miktarı ve süresi, üretral kateterizayon süresi değerlendirildi. Hastaların 6 ve 12 aylık fonksiyonel (kontinans) ve onkolojik takip sonuçları ortaya konuldu.
BULGULAR: Ortalama ameliyat süresi 222.9±64.5 dakika olup, veziko-üretral anastomoz süresi ortalama 34.3±10.1 dakika olarak gerçekleşti. Hastaların %31.4'ine pelvik lenfadenektomi, %34.2'sine sinir koruyucu yaklaşım uygulandı. Ortalama kan kaybı 483.6±339.6 ml olup, preoperatif hemoglobin değerine göre postoperatif değerdeki azalma %18.6 olarak belirlendi. Ortalama hastanede kalış süresi ve uretral kateterizasyon süresi, sırasıyla, 4.5±2.0 ve 10.6±5.4 gün olarak belirlendi. İki hastada koter etkisine bağlı ileum ve rektumdaki termal hasara bağlı re-intervasyon gerekli oldu. pT2 ve pT3a evresinde cerrahi sınır pozitifliği, sırasıyla, %7.4 ve %45 olarak tespit edildi. Postoperatif 6. ve 12. aydaki kontinans oranları %81.5 ve %92 olarak tespit edildi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Organa sınırlı prostat kanserinin cerrahi tedavisinde LRP düşük morbidite özelliği ile etkin bir tedavi alternatifi olarak uygulanabilir. Ülkemizdeki ilk önemli LRP serilerinden birisini oluşturan değerlendirmemizde elde edilen veriler, LRP'nin ülkemiz açısından gelecekte önemli bir cerrahi teknik olarak gelişeceğini göstermektedir. Özellikle laparoskopik cerrahi eğitiminin kalitesi ile bu gelişme oldukça hızlı bir uygulama alanının oluşmasında önemli yere sahip olacaktır.
INTRODUCTION: Nowadays, laparoscopic radical prostatecomy (LRP) has been increasingly accepted providing similar function and oncological results as open radical prostatectomy in the treatment of organ confined prostat cancer. We analyzed the results of our first experience with LRP using Heilbronn technique.
METHODS: The following parameters were evaluated: preoperatively body mass index and hemoglobin level, perioperatively operative time, estimated blood loss, transfusion rate, postoperatively duration and amount of analgesic treatment, catheterization time, perioperative morbidities and complications, oncologic status (surgical margin). Subsequently, functional result and oncological outcames on continence were also included in this analysis for 6 and 12 months postoperatively.
RESULTS: We performed LRP in 70 patients with organ confined prostate cancer (mean age: 63.8±7.0 years). Pelvic lymphadenectomy and neuro-vascular bundle-sparing dissection were performed in 31.4 and 34.2 per cent of the patients, respectively. While mean urethro-vesical anastomosis time was 34.3±10.1, operative time including anastomosis was 222.9±64.5 minutes. Whilst the reduction in Hb level was 18.6%, blood transfusion rate was 18.5%. The mean hospitalisation and urethral catheterisation times were 4.5±2.0 and 10.6±5.4 days, respectively. In two patients postoperative re-intervention was required due to thermal effect of cautery on ileum and rectum, respectively. Surgical margin positivity was 7.4% and 45% in pT2 and pT3a groups. Continence rates were 81.5% and 92% at postoperative the 6th and 12nd months, respectively.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In our opinion the technique of laparoscopic prostatectomy is transferable without loss of operative quality depend on the concept of laparoscopic education. Taking this training concept into the consideration the learning curve will only include the operating time but not the number of complications or the functional and oncological results of this procedure.

2.The Role of Diagnostic Laparoscopy in Acute Right Lower Quadrant Pain
Hüseyin Bakkaloğlu, Hakan Yanar, Korhan Taviloğlu, Cemalettin Ertekin, Recep Güloğlu, Fatih Yanar
Pages 66 - 71
GİRİŞ ve AMAÇ: Akut sağ alt kadran ağrğsğ ile acil polikliniğe başvuran hastalarda yapılan tetkikler sonrası her zaman ağrıya yol açan neden ortaya konulamayabilir. Bu hastaların bir bölümü klinik tabloda düzelme ile taburcu edilirken diğer bölümü ise cerrahi girişim için hazırlanmaktadır. Bu çalışmada; nedeni belirlenemeyen nonspesifik akut sağ alt kadran ağrılarında uygulanan tanısal laparoskopi sonuçları retrospektif olarak de¤erlendirilmiştir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 2002 ile Ağustos 2005 tarihleri arasğnda İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda nontravmatik akut sağ alt kadran ağrısı ile tanısal laparoskopi yapılan 93 hasta retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Yapılan laboratuvar ve görüntüleme yöntemleri
sonunda akut sağ alt kadran ağrısını açıklayacak bulguya rastlanmayan hastalar 24 saat gözlem altına alınmıştır. Yirmi dört saat içinde fizik muayene ve laboratuar değerlerinde gerileme saptanmayan hastalara tanısal laparoskopi yapılmıştır.
BULGULAR: Hastaların 60'› kadın (%64.5), 33'ü erkek (%35.5) idi. Ortalama yaş 27 (16-67) idi. Tanısal laparoskopi yapılan 93 hastadan 61'inde akut apandisit saptanıp (%65.6) apendektomi yapıldı. On hastada sağ overe ait patoloji (%10.8), alt› hastada pelvik inflamatuvar hastalık (%6.4), üç hastada ise terminal ileumda yapışıklık saptandı (%3.2). 13 hastada tanısal laparoskopi karın içi bir patolojiye rastlanmadı (%14).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Tanısal laparoskopi nedeni belli olmayan sağ alt kadran ağrısında, doğruluk değeri yüksek olarak hızlı tanı koymaya ve tedavi şekline karar vermeye yardımcı bir yöntemdir. Tanısal laparoskopi tanı için gerekli süreyi azaltmakta, tedavi sağlamakta, ek görüntülemeler için gerekecek maliyeti azaltmakta ve daha da önemlisi perforasyonlu olgularda morbiditeyi düşürmektedir. Hem progresif seyredebilecek hastalıklarda zaman kaybını hem de hastanede kalış süresini azaltması yönünden avantajlıdır.
INTRODUCTION: In some cases, the origin of the complaint is not easily revealed even after getting the results of the examining tests of the patients who have applied to the emergency unit with acute right lower quadrant pain. While some patients are being discharged after obtaining clinical improvement, another group of patients are hospitalized for surgical intervention. In this study, results of diagnostic laparoscopy performed in nonspecifically selected patients with acute right lower quadrant pain of unknown cause are evaluated retrospectively.
METHODS: From January 2002 to August 2005, in Istanbul Medical Faculty General Surgery Department, 93 patients undergone diagnostic laparoscopy for non traumatic acute right lower quadrant pain were evaluated retrospectively. After performing laboratory and imaging modalities, patients without findings to explain the origin of acute right lower quadrant pain were hospitalized for 24 hours. Following 24 hours of observation period, if no improvement was established both in laboratory and physical examination, diagnostic laparoscopy was done.
RESULTS: Sixty patients were female (64.5%) and 33 were male (35.5% ). Age average was 27 years (16-67). Out of 93 patients, 61 were determined having acute apendicitis (65.6%) and underwent apendectomy. Ten patients had right ovarial pathology (10.8%), 6 had pelvic inflamatory disease (6.4%), 3 had adhesions in the terminal ileum (3.2%). In 13 patients (14%) no findings of abdominal pathology at diagnostic laparoscopy.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Diagnostic laparoscopy in acute right lower quadrant pain with no apparent cause is a highly valuable method for determination of the diagnosis and treatment modality. Diagnostic laparoscopy is a time sparing method for diagnosis and treatment, also limits the
expenses of additional imaging modalities. Importantly, it reduces the morbidity in cases with perforation. This method has advantageous for time sparing in progressive diseases, reducing cost and diminishing the hospitalization period in comparison to laparotomy.

3.The Laparoscopic Repair of Morgagni's Hernia
Umut Barbaros, Uğur Deveci, Tunç Eren, Burcu Tulumoğlu, Rıdvan Seven, Selçuk Mercan
Pages 72 - 76
GİRİŞ ve AMAÇ: Morgagni hernisi tüm diyafragmatik hernilerin %3'ünü oluşturur. Toraskopik yaklaşımları destekleyen bir kaç çalışmaya rağmen; laparoskopik yaklaşım halen en iyi tedavi yöntemlerinden biridir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Laparoskopi ile sarmal zımbalarla tutturulan çift yönlü yama yerleştirilmesi yöntemiyle herni onarımı anlatılmaktadır.
BULGULAR: Olgunun semptomları, nüks olmaksızın, ameliyat sonrası tamamen kaybolmuştur.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Morgagni hernilerinin onarımında laparoskopik yaklaşım etkili ve güvenilir bir girişim olarak değerlendirilmelidir.
INTRODUCTION: Morgagni's hernias constitute about 3% of all diaphragmatic hernias. Despite a number of studies advocating thoracoscopic approaches, laparoscopic repair remains to be one of the best treatment methods.
METHODS: We describe the placement of a double-layer mesh anchored by helicoidal staples to repair the hernia defect via laparoscopy.
RESULTS: Her symptoms completely resolved postoperatively with no evidence of recurrence.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The laparoscopic repair should be considered as an effective and safe procedure for the treatment of Morgagni's hernias.

CASE REPORT
4.Morgagni Hernisinin Laparoskopik Onarımı: Olgu Sunumu
Umut Barbaros, Uğur Deveci, Tunç Eren, Burcu Tulumoğlu, Rıdvan Seven, Selçuk Mercan
Pages 77 - 81
Morgagni hernisi tüm diyafragmatik hernilerin %3'ünü oluşturur. Toraskopik yaklaşımları destekleyen bir kaç çalışmaya rağmen; laparoskopik yaklaşım halen en iyi tedavi yöntemlerinden biridir. Laparoskopi ile sarmal zımbalarla tutturulan çift yönlü yama yerleştirilmesi yöntemiyle herni onarımı anlatılmaktadır. Olgunun semptomları, nüks olmaksızın, ameliyat sonrası tamamen kaybolmuştur.
Morgagni hernilerinin onarımında laparoskopik yaklaşım etkili ve güvenilir bir girişim olarak değerlendirilmelidir.
Morgagni's hernias constitute about 3% of all diaphragmatic hernias. Despite a number of studies advocating thoracoscopic approaches, laparoscopic repair remains to be one of the best treatment methods. We describe the placement of a double-layer mesh anchored by helicoidal staples to repair the hernia defect via laparoscopy. Her symptoms completely resolved postoperatively with no evidence of recurrence. The laparoscopic repair should be considered as an effective and safe procedure for the treatment of Morgagni's hernias.

5.Laparoscopic Repair of Morgagni Hernia and Diaphragmatic Eventration: Report of two Cases
Koray Topgül, A. Ziya Anadol, Bülent Güngör
Pages 82 - 88
Günümüzde laparoskopik yöntemler her tip fıtıkta yaygın olarak kullanılmaktadır. Sadece abdominal duvar defektlerinde değil nadir diafragma fıtık ve hastalıkları da laparoskopik yaklaşıma iyi birer adaydır. Bu yazıda laparoskopik yöntemle başarıyla tedavi ettiğimiz iki yetişkin hastanın sonuçlarını sunmayı amaçladık. Hastalardan birinde diafragma fıtığı diğerinde ise travma öyküsü olmayan diafragma evantrasyonu vardı. Her iki hastada da laparoskopik onarımın daha az ağrı, normal aktiviteye daha çabuk dönmek gibi tüm avantajları yaşandı. Onarımda prostetik materyaller kullanılmalıdır, özellikle büyük defektlerde bileşik yama ilk seçenek olarak düşünülebilir.
Laparoscopic methods are widely used for all kinds of hernia repairs. Not only the abdominal wall defects but also rare forms of hernias are good candidates for laparoscopic surgery. In this report, we present the outcome of two adult patients with diaphragmatic hernia and elevation but no history of trauma treated laparoscopically with emphasis on its advantages since technically it is easier to perform, has a low infection rate, postoperative comfort, less pain and rapid return to normal activity. In addition, prosthetic materials should be used for repair and Composite mesh may be considered as the first choice for larger defects.

REVIEW
6.Laparoscopic Gastric Stromal Tumor Resection
Neşet Köksal, Ediz Altınlı, Ender Onur, Atilla Çelik, Aziz Sümer
Pages 89 - 95
Mide stromal tümörleri nadir olgular olup selim veya habis olabilirler. Mide stromal tümörlü hastaların çoğunluğu belirti vermezler. Belirti veren tümörlerde cerrahi zorunlu olmasına rağmen, küçük çaplı ve belirti vermeyen tümörlerde tedavi tartışmalıdır. Mide stromal tümörlerinde hem laparoskopik hem de açık cerrahi yaklaşımlar uygulanabilir. Amacımız laparoskopik mide wedge rezeksiyonu yapılan ve beraberinde kolelitiasis ve renal kortikal kisti de tedavi edilen mide stromal tümörlü bir olguyu literatür eşliğinde tartışmaktır.
Gastric stromal tumors are rare neoplasm that may be benign or malignant. Most of the patients who have gastric stromal tumors are asymptomatic. Although surgery is mandatory for the symptomatic tumors, for small size and asymptomatic tumors it may be debatable. Both laparoscopic and open surgical procedures can be used for the treatment of gastric stromal tumors. Our aim is to discuss a case of gastric stromal tumor treated by laparoscopic gastric wedge resection. Renal cortical cyst and cholelithiasis were both treated simultaneously in the same patient by laparoscopic approach.

LookUs & Online Makale