E-ISSN 2587-0610

Quick Search




Laparosc Endosc Surg Sci : 25 (3)

Volume: 25  Issue: 3 - 2018

RESEARCH ARTICLE
1.Efficacy of endoscopic vascular staplers for splenic hilar control during laparoscopic splenectomy
Barış Özcan, Metin Çevener, Burak Deveci, Ihsan Karadoğan, Okan Erdoğan
doi: 10.14744/less.2018.59489  Pages 87 - 92
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada, hematolojik problemler nedeniyle elektif laparoskopik splenektomi yapılan ardışık 36 hastada dalak hilus ligasyonunda vasküler endostapler kullanımının sonuçlarını ve etkinliğini değerlendirmeyi amaçladık.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 2012-Mayıs 2015 tarihleri arasında hematolojik hastalıkları nedeniyle LS yapılan ardışık 36 olgu çalışmaya dahil edildi. LS standart 4 trokar tekniği ile yapıldı. Tüm hilus rezeksiyonları sadece vasküler kartuşlu endostapler kullanılarak yapıldı. Hastaların demografik verileri, hematolojik tanıları, dalak boyutları, operasyon süreleri, hastanede kalış süreleri, post operatif komplikasyonları, post operatif analjezik gereksinimleri, patolojik sonuçları incelendi. Tüm hastaların verileri retrospektif taranarak toplandı.
BULGULAR: Tek merkezde ve 2 cerrah tarafından yapılan toplamda 36 ardışık vakada konversiyon veya ikinci bir operasyon gerektirecek komplikasyon görülmedi. Bir hastada post op dönemde akut portal ven trombozu görüldü ve medikal olarak tedavi edildi. Bir başka hastada da ameliyat esnasında diafragma yaralanmasına bağlı olarak pnömotoraks gelişti ve laparoskopik onarım ile tedavi edildi. Ortalama ameliyat süresi 97 dakika, ortalama post-op drenaj miktarı 75cc, hastanede ortalama kalış süresi ort. 2.3 gün ve ortalama dalak boyutu 14.5 cm olarak tespit edildi. 5 hastada aksesuar dalak tespit edildi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Elektif şartlarda yapılan laparoskopik splenektomi de hiler diseksiyonda vasküler endostapler kullanımının maliyet dezavantajı yanında oldukça güvenilir bir yöntem olduğu kanaatindeyiz.
INTRODUCTION: This study aimed to assess the results and effectiveness of using endoscopic vascular staplers for splenic hilar control in 36 consecutive cases who underwent elective laparoscopic splenectomy due to hematologic problems.
METHODS: Thirty-six consecutive patients who underwent laparoscopic splenectomy (LS) due to hematologic diseases over a 3-year period between January 2012–May 2015 were included in this study. LS was carried out with the standard 4-port method. All hilar vessels were divided by using an endoscopic stapler loaded with vascular cartridges. Patient demographic data, hematologic diagnosis, size of the spleen, duration of operation, length of hospital stay, post-operative complications, postoperative analgesic requirement were retrospectively extracted from patient files.
RESULTS: A total of 36 consecutive patients were treated in a single center and were operated by two surgeons. There was no conversion to laparotomy or reoperation in the series. One patient developed acute portal vein thrombosis that was medically treated in the early post-operative period. Another patient experienced pneumothorax due to a diaphragmatic injury that was repaired during surgery. The average spleen size was identified as 14.5 cm. An accessory spleen was detected in 5 patients. The mean operative time was 97 minutes, and the mean length of hospital stay was 2.3 days.
DISCUSSION AND CONCLUSION: We believe that using an endoscopic vascular stapler for ligation of hilar vascular structures during elective laparoscopic splenectomy by experienced surgeons is efficient despite the cost disadvantage.

2.Histopathological findings and helicobacterpylori infection frequency in 816 sleeve gastrectomy materials for morbid obesity
Özgen Arslan Solmaz, Hadice Akyol, Fatih Erol
doi: 10.14744/less.2018.36449  Pages 93 - 97
GİRİŞ ve AMAÇ: Morbid obezite, kişinin hayatını tehdit eden ve yaşamını kısaltan şiddette obeziteyi tanımlar.Günümüzde cerrahi, morbid obeziteyi tedavi ettiği kanıtlanmış tek tedavi yöntemidir. Önceden tanımlanmamış mide patolojileri ile ilişkili komplikasyonlar nedeniyle endoskopik gastrik muayene preoperatif yapılmamaktadır. Sleeve gastrektomi örneklerinde histopatolojik bulguların belirlenmesi amacıyla az sayıda çalışma bulunmaktadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Patoloji laboratuvarında incelenen 816 sleeve gastrektomi spesimeninin preparatları tekrar değerlendirildi ve histopatolojik olarak değerlendirildi.
BULGULAR: 816 hastanın (n = 465) %57'sinde anlamlı bir anomali görülmedi. %14'ünde (n = 114), Helicobacter ile ilişkili olmayan gastrit görüldü. Olguların% 26'sında (n = 212) Helicobacter pylori ile ilişkili gastrit tespit edildi ve% 0.36 (n = 3) olguda spesifik gastrit (lenfositik gastrit) saptandı. Olguların% 2.64 (n=22) 'sinde intestinal metaplazi gözlendi. H.pylori olguların% 72'sinde (n = 588) negatif,% 28'inde (n = 228) pozitif bulundu.
TARTIŞMA ve SONUÇ: H.pylori enfeksiyonlarının postoperatif komplikasyon riski taşımadığı sonucuna vardık. Ancak, intestinal metaplazisi gibi premalign lezyonlardan şüpheleniliyorsa, midenin preoperatif endoskopik muayenesinin yapılması gerektiğine inanıyoruz.
INTRODUCTION: Morbid obesity is severe obesity that threatens and shortens a person’s life. Today, surgery is almost the only treatment method that has been proven to treat morbid obesity. Endoscopic gastric examination is not performed preoperatively due to the complications that are associated with gastric pathologies that have not been defined. There are few studies for the purpose of determining histopathological findings in cases of sleeve gastrectomy specimens. It is thought that some postoperative complications may be related to existing histopathologic findings.
METHODS: Preparations of 816 sleeve gastrectomy specimens examined in the pathology laboratory were reevaluated and evaluated histopathologically.
RESULTS: Fifty-seven percent of 816 patients (n=465) showed no significant anomaly. Fourteen percent (n=114) showed non-Helicobacter-related gastritis. In 26% (n=212) of cases, Helicobacter pylori-associated gastritis was detected, and in 0.36% (n=3) of cases,specific gastritis (lymphocytic gastritis) was found. In 2.64% (22) of cases, intestinal metaplasia was observed. H.pylori was negative in 72% (n=588) and positive in 28% (n=228) of cases.
DISCUSSION AND CONCLUSION: We concluded that H.pylori infections do not have a risk of postoperative complications. However, if premalignant lesions, such as intestinal metaplasia, are suspected, we believe that preoperative endoscopic examination of the stomach should be performed.

3.Laparoscopic treatment of hepatic hydatid disease: Şanlıurfa-Turkey experience and early clinical outcomes
Mehmet Ali Gök, Mehmet Tolga Kafadar, Abdullah Güneş
doi: 10.14744/less.2018.43531  Pages 98 - 102
GİRİŞ ve AMAÇ: Kist hidatik hastalığı halen bölgemiz ve ülkemiz için yaygın bir sağlık sorunu olarak önemini korumaktadır. Bu çalışmada Laparoskopik olarak tedavi edilen karaciğer kist hidatik olguları retrospektif olarak incelendi.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Haziran 2016 ve Haziran 2017 tarihleri arasında kliniğimizde karaciğer kist hidatiği nedeniyle laparoskopik olarak tedavi edilen toplam 25 hastanın (16 kadın, 9 erkek; ort.yaş 41±3.42; dağılım 20-78) tıbbi kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Hastalar yaş, cinsiyet, kistin yerleşim yeri, uygulanan cerrahi yöntem, hastanede kalış süresi, meydana gelen komplikasyonlar ve komplikasyonlara yönelik uygulanan tedavi yöntemleri açısından irdelendi.
BULGULAR: İntraperitoneal rüptür nedeniyle bir hasta (%4) acil olarak ameliyat edildi. Olguların 5’ünde (%20) ameliyat esnasında kist poşuna safra kaçağı gözlendi ve perioperatif laparoskopik sütüre edildi. Bu hastaların üçünde (%12) kaçak herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan kapandı, ikisinde (%8) ise bir haftadan fazla kaçak sürdü ve günlük debi 150 cc’nin üzerinde idi. Bu olgulara endoskopik sfinkterotomi uygulandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Günümüzde deneyimli merkezlerde seçilmiş hastalarda, laparoskopik cerrahi girişimler karaciğer kist hidatik hastalığının tedavisinde etkin ve güvenli bir yöntem olarak tedavi algoritmasında yerini almaktadır. Komplike olmayan kist hidatiklerin cerrahisinde özelleşmiş laparoskopik aletlere gerek olmadığını düşünmekteyiz.
INTRODUCTION: Cyst hydatid disease is still our territory and remains a common health problem for our country. In this clinical retrospective study, cases of liver hydatid cysts treated as laparoscopic were analysed.
METHODS: Medical records of 25 patients (16 female, 9 male; mean age 41±3.42; range 20–78) who were treated for hepatic hydatid disease in our clinic between June 2016 and June 2017 were retrospectively reviewed. Patients were evaluated in terms of age, sex, location of cyst, surgical method applied, duration of hospital stay, postoperative complications and treatment methods for complications.
RESULTS: One patient (4%) due to intraperitoneal rupture was operated urgently. In 5 (20%) of the cases, bile leakage were seen in the cyst sponge during the operation and perioperative laparoscopic suture was performed. In three of these patients (12%), the leakage was closed without any intervention, two (8%) lasted more than a week and the daily flow was over 150 cc. Endoscopic sphincterotomy was applied to these cases.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Nowadays at experienced centers, laparoscopic surgical interventions in selected patients take place in the treatment algorithm as an effective and safe method for the treatment of liver cyst hydatid disease. We think that uncomplicated hydatid cysts do not need specialized laparoscopic instruments in the surgery.

4.Retrospective analysis of clinical and surgical results of 123 patients prediagnosed with acute appendicitis
Necip Altundas, Umut Orkun Celebi
doi: 10.14744/less.2018.38358  Pages 103 - 109
GİRİŞ ve AMAÇ: Akut apandisit, genel cerrahi kliniklerinde en sık rastlanan ve acil cerrahi girişim gerektiren hastalıklardan biridir. Apandisit tanısında iyi bir anamnez ve fizik muayene halen ilk öncelikli yapılması gereken basamaklardır.
Bu çalışmamızda Erzurum Oltu devlet hastanesinde akut apandisit ön tanılı olguların klinik ve cerrahi sonuçlarını değerlendirmeyi amaçladık.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Hastanemizde 2015-2017 yılları arasında akut apandisit ön tanısı ile ameliyat edilen 123 hastanın dosyaları retrospektif olarak yaş, cinsiyet, alvarado skoru, laboratuvar, radyoloji bulguları açısından, cerrahi yöntemler ise ameliyat süresi, yatış süresi ve komplikasyonlar açısından incelendi.
BULGULAR: Hastanemizde 2015-2017 yılları arasında appendektomi uygulanan toplam 123 hasta çalışmaya dahil edildi. Bu hastaların 49 (39,8%)’u kadın,74 (60,2%)’ü erkekdir. Olguların 32(26%)’sine ultrasonografi(US), 91(74%)’ine bilgisayarlı tomografi (BT), 12(9,7%)’sine ise hem US hemde BT yapıldı. Hastaların 66 (53,6%)’sına laparoskopik apendektomi(LA), 57 (46,4%)’sine açık apendektomi(AA) yapıldı. Hastaların 71 (57,8%)’i süpüratif apandisit, 38 (30,9%)’i kataral apandisit, 8 (6,5%)’i perfore apandisit, 3 (2,4%)’ü gangrenöz apandisit, geri kalan 3 (2,4%) hastanın intraoperatif ve histopatolojik tanısı normaldi. AA yapılan hastaların 3 (2,4%)’ünde ileus, 1 (0,8%)’inde yara yeri enfeksiyonu gelişti. LA ‘de 1 (0,8%) hastada ileus gelişti.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Akut apandisitte anamnez ve iyi bir fizik muayene yapılması, laboratuvar, skorlama ve yardımcı görüntüleme yöntemlerinin etkin olarak kullanılması negatif apendektomi ve postoperatif komplikasyon oranları azaltılabilir. Laparoskopik cerrahi yöntem, postoperatif yaşam kalitesi üzerine ve postoperatif ağrı üzerine olumlu etkiye sahiptir. LA akut apandisit tedavisinde, tecrübe ve laparoskopik donanım yeterli ise tercih edilecek ilk cerrahi yöntem olmalıdır.
INTRODUCTION: Acute appendicitis is a disease requiring urgent surgical intervention. It is frequently encountered in general surgical clinics. Maintaining a good medical record and physical examination are the first priorities in diagnosing appendicitis. This study aimed to evaluate the clinical and surgical results of patients prediagnosed with acute appendicitis in a Erzurum Oltu State Hospital.
METHODS: The records of the 123 patients [49 (39.8%) female and 74 (60.2%) male], who were diagnosed with acute appendicitis in the hospital between 2015 and 2017, were retrospectively analyzed in terms of age, gender, Alvarado score, and laboratory and radiology findings. Furthermore, surgical methods were examined with regard to the duration of surgery, hospitalization, and complications.
RESULTS: A total of 32 (26%) patients were scanned with ultrasonography (US), 91 (74%) with computed tomography (CT), and 12 (9.7%) with both US and CT. Laparoscopic appendectomy (LA) was performed in 66 (53.6%) patients, and open appendectomy (OA) in 57 patients (46.4%). Further, 71 (57.8%) of the 120 patients with intraoperatively diagnosed appendicitis had suppurative, 38 (30.9%) had catarrhal, 8 (6.5%) had perforated, 3 (2.4%) had gangrenous appendicitis. The histopathological and intraoperatively diagnosis of the remaining 3 (2.4%) patients was normal. Three (2.4%) of the patients who underwent OA developed ileus, and one (0.8%) patient had wound infections. One (0.8%) patient who underwent LA developed ileus.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The effective use of laboratory, scoring, and assisted imaging methods can reduce the rates of negative appendectomy and postoperative complications. Laparoscopic surgery has a positive effect on postoperative pain and quality of life. If laparoscopic equipment and experience with the method are sufficient, the first choice should be laparoscopic surgery for acute appendicitis.

CASE REPORT
5.Laparoscopic repair in a case with Morgagni hernia
Adil Başkıran, Kutay Sağlam, Abuzer Dirican
doi: 10.14744/less.2018.63935  Pages 110 - 112
Erişkinlerde nadiren görülen Morgagni hernisi, abdominal organların retrosternal diyafragmatik defekten göğüs boşluğuna konjenital herniasyonudur. Burada barsak obstruksiyonu semptomları ve nefes darlığı ile kliniğimize kabul edilen inkarsere Morgagni hernili 40 yaşında erkek hasta sunuldu. Tanı preoperatif direk radyografi, thorax bilgisayarlı tomografi ile konuldu. Herniye omentumun ve kolon segmentinin batın içerisinealındıktan sonra diyafragmatik defekt önce prolen stur ile sonra dual mesh ile kapatıldı. Kabızlık veya dispeptik şikayetler ile başvuran hastalarda ayırıcı tanıda Morgagni hernisi akılda tutulmalı ve rutin olarak akciğer grafisi çekilmelidir.
Morgagni hernia is herniation of the abdominal contents through a congenital retrosternal defect to the thoracic cavity. In the present study we report a case of 40 years old male patient who was admitted to our department with signs of intestinal obstruction and dyspnea and was diagnosed as incarcerated Morgagni hernia. The diagnosis was established with direct chest radiograms and thorax computerized tomography. Following the reduction of the omentum and the colon segment in the hernia, the defect was sutured primarily and the repair was reinforced by a dual mesh. In patients with constipation and obstipation possibility of presence of Morgagni hernia should be kept in mind and proper investigative measures should be obtained.

6.Totally laparoscopic approach for a single mesenteric localization of Castelman’s disease: state of the art of laparoscopic surgery
Nicolò Fabbri, Serena Rubino, Sara Giaccari, Cristina Bombardini, Giorgia Santandrea, Luigi Romeo, Franceca Petrarulo, Massimo Pedriali, Gabriele Anania
doi: 10.14744/less.2018.91885  Pages 113 - 116
Castleman’s disease is a rare proliferative disorder of benign nature characterized by hyperplasia of the lymphoid follicles. The abdomen is rarely affected by this pathology. The difficult preoperative diagnosis has recently led laparoscopic surgery to become an option for diagnosis and treatment of the unicentric form of the disease. Herein we present a literature review reporting our experience representing, according to our knowledge, one of the first cases of totally laparoscopic resection of single abdominal localization of Castelman’s disease.

7.Portomesenteric and splenic vein thrombosis after laparoscopic sleeve gastrectomy
Saliha Karagöz Eren, Olcay Çınar, Alican Yalı, Sedat Çarkıt, Ömer Topuz, Tamer Ertan
doi: 10.14744/less.2018.49469  Pages 117 - 120
Portomezenterik venöz tromboz (PVT) laparoskopik bariatrik cerrahi sonrası nadir görülen, hayatı tehdit eden bir komplikasyondur. Laparoskopik sleeve gastrektomi (LSG) günümüzde bariatrik cerrahi prosedürler arasında en popüler yöntemlerinden biridir. Bu yazıda laparoskopik sleeve gastrektomi sonrasında gelişen portal ven, süperior mezenterik ven (SMV) ve splenik ven trombozu ile başvuran 27 yaşında erkek hastayı sunmayı amaçladık. Postoperatif 41. günde, epigastrik bölgede belirgin yaygın karın ağrısı, iştahsızlık ve kabızlık semptomları ile başvuran olgunun renkli Doppler ultrasonografi(USG) ve bilgisayarlı tomografi(BT)’de portal ven ve dalları ile splenik ven, portal konflüens düzeyi ve süperior mezenterik ven’de tromboz saptandı. Antitrombolitik tedavi uygulanan hasta semptomsuz olarak taburcu edildi. Laparoskopik bariatrik operasyonların sayısı arttıkça portal ven trombozu sıklığı giderek artmaktadır. Spesifik olmayan semptomları nedeniyle yüksek klinik şüphe gerektirir, bariatrik cerrahi sonrası atipik karın ağrısı olan olgularda PVT akılda bulundurulmalıdır.
Portomesenteric venous thrombosis (PVT) is a rare and life-threatening complication after laparoscopic bariatric surgery. Laparoscopic sleeve gastrectomy (LSG) is one of the most popular methods of bariatric surgical procedures. We aimed to present a 27-year-old male patient who presented with thrombosis in the portal vein, superior mesenteric vein, and splenic vein following LSG. Patient presented with widespread abdominal pain in the epigastric region, loss of appetite, and constipation at the postoperative 41st day; in color Doppler ultrasonography and computerized tomography, thrombosis was detected in portal vein and branches, splenic vein, portal confluence level, and superior mesenteric vein. The patient was given antithrombotic therapy and discharged without symptoms. The incidence of portal vein thrombosis has steadily increased with the increased number of laparoscopic bariatric operations. It requires a high degree of clinical suspicion as it presents with nonspecific symptoms. PVT should be considered in cases with atypical abdominal pain after bariatric surgery.

8.Autologous mesenteric vein and peritoneum for repair of portal vein and hepatic artery injuries accompanying bile duct injury following laparoscopic cholecystectomy
Volkan Ince, Sertaç Usta, Tamer Ertan, Halil Armağan, Cüneyt Kayaalp
doi: 10.14744/less.2018.71224  Pages 121 - 124
Sayra yolu yaralanmaları halen en sık laparaskopik kolesistektomi ameliyatı sırasında oluşmaktadır. Eşlik eden damar yaralanması, durumu daha komplike hale getirir ve yaralanmalarının cerrahi onarımında, otolog ya da allojenik greftler kullanılması gibi karmaşık işlemler gerektirir. Laparaskopik kolesistektomi ameliyatı sırasında oluşan, sağ hepatik arter kesisinin otolog inferior mezenterik ven interpozisyon grefti ile, sağ portal ven yaralanmasının otolog pariyetal periton yama grefti ile ve koledok kesisinin Roux-en-Y hepatikojejunostomi le onarıldığı otuz-iki yaşında kadın hasta sunulmaktadır.
Biliary tract injuries are still the most hazardous complications of laparoscopic cholecystectomy. Concomitant vascular injuries make them further more complicated and complex surgical interventions including autologous grafting can be required. We presented a 32-year-old female referred us with combined bile duct, portal vein and hepatic artery injuries occurred during laparascopic surgery. The repairs of hepatic artery and portal vein were achieved by autologous inferior mesenteric vein and peritoneum grafts, respectively. Bile duct reconstruction was done by Roux-en-Y hepaticojejunostomy. Postoperative course was uneventful and she was asymptomatic following 16 months follow-up. Autologous vein and peritoneal grafts can be used for repair of vascular injuries of laparascopic cholecystectomy.

LETTER TO THE EDITOR
9.Falciform ligament instead of mesh for mini-laparoscopic hiatal hernia repair
Kuntay Kaplan, Cihan Gökler, Mehmet Can Aydın, Cüneyt Kayaalp
doi: 10.14744/less.2018.02259  Pages 125 - 127
Abstract | Full Text PDF

10.Rectovaginal fistula development after NOSE in robotic low anterior resection for rectum adenocarcinoma
Ismail Gomceli, Umit Koc, Mazlum Yavas, Salih Can Celik
doi: 10.14744/less.2018.49369  Pages 128 - 129
Abstract | Full Text PDF

11.Iliac artery injury during trocar entry in laparoscopic surgery
Mehmet Can Aydın, Cihan Gokler, Kuntay Kaplan, Cüneyt Kayaalp
doi: 10.14744/less.2018.52533  Pages 130 - 131
Abstract | Full Text PDF

LookUs & Online Makale