E-ISSN 2587-0610

Quick Search




Laparoscopic Endoscopic Surgical Science (LESS) - Laparosc Endosc Surg Sci : 7 (2)
Volume: 7  Issue: 2 - 2000
REVIEW
1.A Cheap And Practical Disposable Endobag From The Surgical Gloves
Ahmet Alponat, Anıl Çubukçu, N. Nuri Gönüllü
Pages 61 - 63
Hazırlanması kolay ve ucuz bir alternatif endoskopik torba sunulması amaçlanmıştır. Cerrahi steril eldivenin parmaklarının bağlanarak kesilmesinden sonra elde kalan kısımdan torba hazırlanır. Bu torbanın ağzına kese agzı dikişi konulur. Dikiş materyalinin bir ucu, daha sonra torba batın batın içine göbekteki trokardan yerleşirildiğinde batın kadar uzanabilecek şekilde uzun tutulur. Diğer (kısa) uç ise uzun uç üzerinden kayabilecek şekilde ilmek tarzında bağlanır. Torba serum fizyolojik ile yıkandlktan sonra kullanıma hazırdır.Kolay hazırlanabilmesi ve ekonomik olması nedeniyle burada taktim edilen torbanın tercih edilebilir bir alternatif olabileceği kanısındayız.
It is aimed to present a cheap and easy made endobag. Fingers of a steril surgical gloves are tied and cut. A purse string is put to the proximal and of the remaining part of the gloves. One and of the tie is prepared long enough to enable it to reach out of the abdomen when the bag is inserted inside. The endobag is ready for use after being irrigated with saline.The endobag presented in this report is casy to prepare and cheap. Therefore, we believe that it can be a good alternative tothe commercially available ones.

RESEARCH ARTICLE
2.Trace elements changes after Laparoscopic operations
Ali Uzunköy, Abdurrahim Koçyiğit, Şükrü A Düzgün, Ali Coşkun, Bahattin Canbeyli
Pages 64 - 68
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma, laparoskopik ve açık abdominal girişimlerde gözlenen eser element değişikliklerini değerlendirmek amacı ile planlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: 38 laparoskopik ve açık yöntemle abdominal operasyon geçiren toplam 73 olgu çalışmaya alındı. Olgulardan preoperafif (preop) dönemde, peroperatif (perop) 45. dakikada, postoperatif (postop) 2. ve 24. saatlerde kan alınarak hematokrit (Htc), plazma ve idrar Se, Cu, Zn ve Fe konsantrasyonları ile plazma CRP, albümin ve seruloplazmin seviyeleri ölçüldü.
BULGULAR: Plazma Zn konsantrasyonu her İki grupta da postop 2. ve 24. saatlerde preop değerlere göre anlamlı olarak azalırken, Fe ve albümin seviyeleri sadece postop 24. saatte anlamlı olarak azalmış bulundu. Zan Ve Fe konsantrasyonlarında postop 24.saatte gözlenen azalmalar açık abdominal operasyon grubunda laparoskopi grubuna göre daha anlamlı idi. Plazma CRP düzeylerinde her İki grupta da postoperatif 2, ve 24. saatte preop değerlere göre anlamlı artış gözlendi. Postop 24. saatte gözlenen artış açık operasyon grubunda daha anlamlı idi. Plazma Se, Cu, ve serulaplazmin ve idrar eser element konsantrasyonlannda gözlenen değişiklikler anlamlı bulunmadı. Her İki grubun preop ve postop Htc düzeylerinde gözlenen değişiklikler anlamlı bulunmadı. Her İki grubun plazma CRP seviyeleri ile Zan ve Fe konsantrasyonlan arasında negatif anlamlı ilişki saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Gerek laparoskopik, gerekse açık abdominal operasyonlarda Zan ve Fe konsantasyonlannda postop dönemde anlamlı düşme gözlenirken bu azalma açık operasyon grubunda laparoskopik gruba göre daha anlamlı bulundu. İdrar eser element konsantrasyonlarında bir değişiklik gözlenmemesi ve hemodilüsyonun saptanmaması, eser elementlerdeki değişikliğin operasyona bağlı akut faz reaksiyonunun bir sonucu olabileceği kanaatine varıldı.
INTRODUCTION: This study was designed to compare trace elements changes after laparoscopy and laparotomy.


METHODS: 38 patients who underwent laparoscopy and 35 patients who underwent laparotomy Were included in this study. Blood and urine samples were withdrawn preoperatively, at preoperative 45th min, and postoperative 2nd and 24th hours. Blood hematocrit, plasma CRP, albümin and seruloplasmin and blood and urine selenium (Se), copper (Cu), zinc (Zn) and ferrum (Fe) concentrations were measured.
RESULTS: Plasma Zn Concentrations were significantly decreased at postoperative 2nd and 24th hours in both groups significantly more in laparotomy group than laparoscopy group. Plasma CRP levels were significantly higher in both groups at 2nd and 24th hours than preoperative levels at 24th hours CRP was İncreased more İn laparotomy group than laparoscopy group. Plasma Se, Cu, and seruloplasmin and Lirine trace elements changes were all İnsİgnİfİcant. Preoperative andpostoperative hematocrit levels were not changed significantly. The negative correlation was found between CRP levels and Zn and Fe concentrations in both groups.


DISCUSSION AND CONCLUSION: Both in laparoscopy and laparotomy groups, Zn and Fe levels were significantly reduced postoperatively wereas this reduction was more significant in laparotomy patients. Because of no change was observed in urine trace elements concentrations and blood hematocrit levels, it was concluded that plasma trace elements changes occur due to acute phasereaction instead of hemodilution.

3.Evaluation Of Trocar Site Cell Implantation And Insuflation Of CO2 Laparoscopic Cholecystectomy
M. Altan Kaya, Süleyman Bozkurt, Faik Çelik
Pages 69 - 73
GİRİŞ ve AMAÇ: Laparoskopik cerrahide C02 İnsuflasyonu İle oluşturulan pnömoperiton ile trokar iç yüzlerine hücre implantasyonu olup olmadığını araştırmak amaçlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu prospektif çalışmada, 1999 Şubat-1999 Ağustos tarihleri arasında SSK Göztepe Eğitim Hastanesi 4. Cerrahi Kliniğinde laparoskopik kolesistektomİ uygulanan 35 hastada fundus trokan İç yüzlerinde hücre implantasyonu histopatolojik ve mikrobiyolojik olarak araştırıldı ve sonuçlar değerlendirildi.

BULGULAR: Histopatolojik İncelemede preparatların % 74'ünde hücre varlığı saptandı. Preparatlarda eritrosit, squamöz hücreler, mezotel hücreleri, yassı epiteller, fibroadipoz doku parçaları görüldü. Kültürler steril kaldı, 3 hastada PNL görüldü.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamızda trokar içlerinde yüksek oranda hücre görülmesi C02 pneumoperiton ile hücre taşınması olasılığını düşündürmektedir. Bu nedenle laparoskopik malignite cerrahisinde çalışmaların deneyimli kişilerce, kontaminasyonu önlemek İçin gerekli önlemler alınarak yapılmasının gerekliliğini göstermektedir. Bu alanda İleri çalışmalar gereklidir.
INTRODUCTION: To evaluate the theory of implantation Of celis with C02 pneumoperitoneum to the trocar sites in laparoscapic surgery.
METHODS: In this prospective study, between February 1999 and August 1999 in 35 patients whom a laparoscopic cholecystectomy is performed, histopathologic and microbiologic findings are evaluated for implantation of celis at the inner sides of fundic trocars.
RESULTS: At the histopathologic evaluatİon celis are found in 74 % of examples. Erythrocytes, squamous cells, mesothelial cells, flat celis and fibroadipous tissue pieces are found. Culture results were sterile, PNL found in İn 3 patients.
DISCUSSION AND CONCLUSION: As we found a high amount of celis in the trocars we thought that cell transportation by C02 pneumoperitoneum is possible. Because of this reason laparoscopic malignancy surgery should be performed by experienced teams, by avoiding contamination from the tumor bulk further investigations of the subject is needed.

4.Open cholecystectomy and Laparoscopic Cholecystectomy in the treatment of acute cholecystitis
Ziya Çetinkaya, Osman Doğru, Yavuz S. Ilhan, Nurullah Bülbüller, Mehmet A. Akkuş, Kaya Genç, Feridun Baysal
Pages 74 - 77
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada akut kolesistitin cerrahi tedavisinde açık kolesistektomi (AK) ile laparoskopik kolesistektomi (LK) yöntemlerinin karyla$lnlmasl amaçlannu$lr.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 1994-Kas1m 1999 tarihleri arasmda akut taşlı lokesistit nedeniyle ameliyat edilen 190 olgunun kayıtları retrospektif olarak degerlendirildi. Laparoskopi'den açığa geçiş oranı yanında, AK ve LK uygulaması; ameliyat süresi, dren konulması, oral beslenmeye geçiş süresi, komplikasyonlar ve hastanede kalış süresi yönünden karşılaştırıldı.
BULGULAR: Olguların 95'ine açık, 81'i laparoskopik yöntem uygulandı. Hastaların 14'ünde (%14.7) ameliyatla laparoskopik açığa dönüldü. Ortalama ameliyat süresi AK grubu için 96.68±42.17 dakika, LK grubu için ise 85.06±42.18 dakika oldu (P<0.05). Ortalama oral beslenmeye süresi AK grubu için 36.27±18.8 saat, LK grubu için ise 14.69±13.18 saat oldu (P<0.05). Ortalama hospitalizasyon süresi AK uygulananlarda 9.44±4.85 gün LK uygulananlarda ise 4.46±2.41 gün idi (p<0.05). Dren AK grubunda 67(%70.5), LK grubunda ise 37(%45.6) hastada konuldu (1'<0.05). Komplikasyon AK grubunda 25(26.3%) LK grubunda ise 5(6.1%) hastada gelişti (p<0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Akut kolesistitli hastalann çoğunluğunda laparoskopik girişimin güvenle yapılabileceği ve bu yöntemin açık kolesistektomiye birçok yönü ile üstün olduğu kanısındayız.
INTRODUCTION: To compare the results of laparoscopic cholecystectomy (LC) with those of open cholecystectomy (OC) in treatment Of acute cholecystitis.
METHODS: Between January 1994- November 1999, 190 patients with acute cholecystitis who underwent surgery in our department were investigated retrospectively. Rate of conversion from LC to OC were noted and two group were analysed and compared for: operating time, use Of drains, potoperative time for ensuing of oral feeding, complications and length of hospital stay.
RESULTS: 95 of patients were operated by open method and 81 were operated laparoscopic-ally. Conversion from LC to OC was necessary in 14 of patients (14.7 To). The mean operating time was 96.68±42.17 minutes for the OC group and 85.06±42.18 minutes for the LC group (1'<0.05). Time for ensuing of oral feeding was 36.27±18.8 hours for the OC group and 14.69±13.18 hours for the LC grup (p<O.05). Complication occured in Of patients in the OC group and in 5 (6.1%) of the patients in LC group (P<O.05). The length of hospital stay averaged 9.44±4.85 days for the OC group and 4.46±2.41 days for the LC group Drain placement was required in 67 (70.5%) of patients OC group and in 37 (45.6 %) Of patients LC group (P<O.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: According to our results we believe that LC can be underwent in a lot Of patients with acute cholecystitis, and this method is superior than OC.

5.Complications of Laparascopic Colesistectomy: Mechanism Of Injury and prevention
Ali Coşkun, Ömer F. Akıncı, Mikdat Bozer, Ali Uzunköy, Şükrü Düzgün, Ahmet E. Fakıbaba
Pages 78 - 84
GİRİŞ ve AMAÇ: Laparoskopik kolesİstektomİ (EK) semptomatik safra kesesi taşlarında tercih edilen metod olmuştur. Prosedür birçok üstünlüğe sahip olmasına rağ— men, beraberinde açık girişimlerde karşılaşılmayan bazı teknik komplikasyonları da getirmiştir. Bu çalışma, LK'ye bağlı olarak gelişen komplikasyonları değerlendirmek ve tartışmak amacıyla planlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: İlimizdeki Üniversite ve SSK Hastanelerinde 1996-1999 yılları arasında gerçekleştirilen 310 LK Olgusu İncelendi. Operasyon sırasında gelişen komplikasyonlar hastaların dosyalarına işlendi.
BULGULAR: Olgularımızda 5 major komplikasyon gelİştİ Bunlardan 3'ü ana safra yolu yaralanmaşı, biri sistik kanal açılması ve biri de vena porta trombozu idi. Açık girişime 11 olguda geçildi (%3,54). Olgulardan İkisi postoperatif erken dönemde kaybedildi (% 0.65).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuç olarak, başlangıç döneminde komplikasyon oranları göreceli olarak yüksek olmasına rağmen, K'nin morbiditesi düşük ve effektif bir işlem olduğu söylenebilir.
INTRODUCTION: Laparoscopic cholecystectomy İs novv the treatment of choice for symptomatic cholelithiasis. Although the technique has many advantages to Open procedre, some new tecnical complication has been added to surgical practice. This stüdy was planned to evaluate and discuss laparoscopic cholecystectomy-related complications.
METHODS: Between 1996 and 1999, 310 laparoscopic cholecystectomies were performed in University and Sociel Security Hospital in our City. All complications were recorded at the time Of operatİon.

RESULTS: There were five major complications (1.61 %) consisting of 3 common bile duct injury, one cystic duct spillge and one portal vein thrombosis. in eleven cases (3.54%) Operations were converted to laparotomy. Two cases died at the early postoperative period (0.65%).

DISCUSSION AND CONCLUSION: The complİcatİon rate İs relatİvely high for beginners and reduces with experience. Laparoscopic cholecystectomy may accepted as a safe procedure with Iow morbidity.

CASE REPORT
6.Laparoscopic cholecystectomy in patients with situs inversus (two cases)
Faruk Aksoy, Bülent Ş. Özer, Ömer Karahan, Hüsnü Alptekin
Pages 85 - 87
Sitüs inversus otozomal resesif karaktere sahip ender görülen bir durum olup, kolelitiyazisle birlikte görülmesi daha da nadirdir. Semptomatik kolelitiyazis tespit edilen ve laparoskopik kolesistektomi uygulanan İki olguyu sunarak bu nadir konuyu gündeme getirmeyi amaçladık.Klasik laparoskopide olduğu gibi IOmm'lİk iki trokar normal yerlerinden girilip, 5 mm'lik iki trokar batın Sol tarafta düz ayna simetrisine uygun olarak yerleştirildi. Her iki olguda da safra kesesi içinde mültipl kalküller olduğu tespit edildi. Komplikasyon gelişmeden başarılı bir şekilde kolesİstektomİ uygulandı. Situs inversuslu semptomatİk kolelİtİyazİsli hastalarda laparoskopik teknikle uyum güçlüğü olmadan kolesİstektomİ uygulanabilir.
Situs inversus is a rare autosomal recessive disorder and its presence together with cholelithiasis is very rare. We have represented 2 cases of cholelithiasis treated by laparoscopic cholecystectomy so we have discussed this rare condition. As the classic method, we entered 2 trochars I0 mm. normal sites and 2 trochars 5 mm. from left side of abdomen according to flat mirror symmetrical method (mirror image). There were multiple calculi İn both gali bladders. We performed succesfully laparoscopic cholecystectomy in two cases without complication. Cholecystectomy can be performed laparoscopically without applyİng forces.

RESEARCH ARTICLE
7.Can laparoscopic appendectomy be performed with minimal cost?
Güner Öğünç
Pages 88 - 90
GİRİŞ ve AMAÇ: Laparoskopik apendektomi, sonuçlanna baklldlŠ1nda açlk cerrahiye üstün gözükmektedir. Ancak toplam hastane maliyeti laparoskopik cerrahide daha yüksektir. Bu laparoskopik apendektominin düşük maliyet ile yapılabilirliği gösterilmiştir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Akdeniz Universitesi Tıp Fakültesi'nde Haziran 1998-Ocak 2000 tarihleri arasmda laparoskopik apendektomi yapdan 3 Olgu toplam hastane maliyeti açısından açık cerrahi ile degerlendirildi.
BULGULAR: Açık apendektomi yaplan 3 hasta ile laparoskopik apendektomi yapılan 3 hastanın kayıtlarından, laparoskopik apendektominin bir olgu için toplam hastane maliyetinin 367 USD oldugu saptandı. Bu hastalarda GIA stapler, endoklip, loop krome katgüt, spesmen torbası gibi pahalı laparoskopik malzemeler kullanılmamıştı. Aynı dönemde açık apendektomi yapılan olgularda ise ortalama toplam hastane maliyeti bir olgu için 342 USD idi. Ortalama toplam hastane maliyeti laparoskopik cerrahide sadece % 7.3 daha fazla bulundu. Laparoskopik apendektomiden sonra Yaşam kalitesi ise oldukça iyi idi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: AZ sayıdaki deneyimimizin sonuçları laparoskopik apendektominin düşük maiyeti ile güvenli bir şekilde yapılabileceğini göstermektedir.
INTRODUCTION: Laparoscopic appendectomy seems superior to open technique with respect to the results but total hospital cost is high in laparoscopic surgery. The aim of this study to indicate that laparoscopic appendectomy can be performed with minimal cost.
METHODS: Alogn with this study, 3 patients, who have undergone laparoscopic appendectomy between the dates of June 1998-January 2000 in Akdeniz University Medical Faculty have been asseyed. Laparoscopic appendectomy has been asseyed on the basis of the hospital charge which was been compared with values of open surgery.
RESULTS: Resource costs were recorded for 6 patients, 3 in the laparoscopic and 3 in the open group. Average total hospital cost was 367 USD for a patient in laparoscopic appendectomy, not use the expensive laparoscopic instruments as GIA staplers, endoclips, chromic ligating loop, endocatch. In the same period, mean total hospital charge was 342 USD for a patient in open appendectomy. Mean total hospital cost was higher for the laparoscopic surgery only 7.3%. Quality of life was better after laparoscopic appendectomy.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Our limited experience showed that laparoscopic appendectomy can be performed safe with minimal cost.

8.Laparoscopic Approach To Inguinal Hernia Repair: Our Early Results
Gökhan Adaş, Üzeyir Tuncer, Tamer Karşıdağ, Özgür Odabaş, Sefa Tüzün, Kemal Dolay
Pages 91 - 96
GİRİŞ ve AMAÇ: Yeni bir cerrahi teknik olan laparoskopik kasık fıtığı onarımını açık cerrahi onarım tekniklerinden arka duvar ağ örgüsü ile analjezi kullanımı, aktif hayata dönüş, ağrı duyumu, hastenede kalış, ameliyat süresi ve nüks açısından karşılaştırmaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışma 1996-1998 yılları arasında cerrahi polikliniğine başvuran ve kasık fıtığı tanısı koyulan 50 hastada prospektif olarak yapıldı. Hastalar iki eşit gruba ayrıldı. Birinci gruba (n-25) laparoskopik olarak Total Extraperitoneal Onarım (TEP), ikinci gruba (n-25) arka duvar ağ örgüsü yapıldı.
BULGULAR: Sonuçlan incelediğimizde hastanede kalma l. grupta ortalama 1.6 gün, 2. grupta 2.3 gün (p<0.05) analjezik 1. grupta ortalama 124 mg, 2. grupta 204 mg diclofenac sodyum IM (p<0.05) aktif yaşantıya dönüş I. grupta ortalama 16 gün, 2. grupta 19 gün (p<0.05), laparoskopik grup lehine anlamlı bulundu. Ameliyat süresi ise I. grupta ortalama 58 dak, 2. grupta 52 dak. olup istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p<0.05). Her İki gruptada hastalar ortalama 24 ay takip edildi, her iki gruptan birer hastada (%4) nüks görüldü.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Laparoskopik teknik hasta açısından daha az analjezi kullanımı, erken aktif hayata dönüş sağlaması daha az ağrı duyumu ve hastanede kalış süresi gerektirmesi yönleriyle arka duvar ağ örme tekniğinden konforlu bulundu.
INTRODUCTION: Our aim in this study is to compare laparoscopic tecnique with open hernia repair techniques. Both groups were evaluated in terms of duration of hospitalization, duration of operation time, postoperative pain, analgesic usage, return to daily activities and recurrence.
METHODS: In this prospect we took 50 patients admitted to our surgical dinic and diagnosed with groin hernia. The patients were divided into two equal groups. First group (n-25) was treated with Total Extraperitoneal Repaİr (TEP) laparoscopically and the second group (n-25) with Open repair method (posterior Wall darn).
RESULTS: The laparoscopic method was statistically in favor or the patients (p<0.05) and more convenient in terms of hospital stay, return to daily activities and postoperative pain. The duration of hospitalization in the first group was approximately 1.6 days and in the second group 23 days (p<0.05). The use of analgesia, Diclofenac sodium IM, in the first group approximated 1.24 mg and in the second group 204 mg (p<0.05). Return to daily activities in the first group was 16 days and in the second group 19 days No difference related to the duration of operation was recognized. İn the first group, it was 58 mins and in the second group 53 mins (p<0.05). The follow-up period for both groups was 24 months and one recurrence was noticed in both groups (4%)
DISCUSSION AND CONCLUSION: The laparoscopic method require less analgesia, provided better outcome with early return to daily activities and shorter hospital stay.

CASE REPORT
9.Simultaneous Laparoscopic Approach to Asymptomatic Non-Parasitic Liver Cysts With Cholecystitectomy: Two Cases
Okan Erdoğan, Taner Çolak, Ayşe Arduçoğlu, Sezer Gürer, Alper Demirbaş, Mustafa Akaydın
Pages 97 - 100
GİRİŞ ve AMAÇ: Safra kesesi ile beraber bulunan asemptomatik nonparaziter karaciğer kistlerine olan laparoskopik yaklaşımın iki olguda irdelenmesi ve literatür verileri ile birlikte tartışılması.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Karın ağrısı ve bulantı yakınması ile polikliniğimize başvuran iki kadın hastanın (yaşları 48 ve 54) abdominal ultrasonografik incelemelerinde safra kesesi ve safra kesesine yakın yerleşimli karaciğerde kistik kitle saptandı. Karaciğerde saptanan kistik yapıdaki kitlelerin yapılan tetkiler (tomografi ve serolojik inceleme) sonucunda nonparaziter karaciger kisti ile uyumlu oldugu düşünüldü. Her iki hastaya aynı seansta laparoskopik kolesistektomi ve kistlere yönelik deroofing işlemi uygulandı.
BULGULAR: Postoperatif 1. gün hastaneden taburcu edilen her iki hastanın takibinde önemli bir sorunla karlaşılmadı. Kist duvarından alman doku örneklerinin histopatolojik inceleme sonuçlan ise basit karaciğer kisti ile uyumlu olarak yorumlandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Safra kesesi taşı ile birlikte insidental bulunan asemptomatik nonparaziter karaciğer kistlerine literatürde bir algoritm olmamasına rağmen kolesistektomi ile birlikte aynı seansta laparoskopik cerrahi girişim yapılması düşünülmelidir.
INTRODUCTION: To examine the laparoscopic surgical management to nonparasitic liver cysts concomitant with gallstone in two patients and to discuss with literature.
METHODS: The gallstone and liver csyts near the gallbladder were found with ultrasonography in two female patients (48 and 54 years). They were admitted to our hospital with abdominal pain and nausea. The liver cysts were thought to be nonparasitic liver cysts by using serologic tests and cr. Laparoscopic cholecystectomy and deroofing procedures were performed for both patients at the same session.
RESULTS: Both patients were discharged from hospital on first day. There was no complication in their postoperative course. The pathologic examination showed simpl liver cysts in tissue samples obtained from cyst wall.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Although there is no definite algorithm for the asymptomatic nonparasitic lier cysts with symptomatic cholelithiasis in the literature, laparoscopic management should be thought with cholecytectomy simultaneously.

REVIEW
10.Laparoscopic and open abdominal wall reconstruction using parietex@ meshes. Clinicat results in 2700 hernias.
S. Benchretrit, M. Debaert, B. Detruit, A. Dufilho, D. Gaujoux, J. Lagoutte, M. Lepere, L. Martin Saint Leon, X. Pavis Descurac, E. Rico, J. Sorrention, M. Therin
Pages 101 - 108
Yazarlar, 1993 ile 1997 arastnda Parietex@ mesh yerleştirerek, gerek laparoskopik (1595 işlem) gerek ise açık yöntem ile (578 işlem) tedavi ettikleri 2445 inguinal herni ve 272 inzisyonel herni, rapor etmişlerdir. Ağrı oranı ve normal aktivitelere dönüş süreci, laparoskopik grupta açık cerrahi gruba oranla, daha düşük olmuştur(p<0.01). Tüm gruplarda rapor edilen vakalar (komplikasyonlar) istatistiksel fark olmaksızın takribi %10 olmuştur. Bu oran daha önce yayınlanan raporlara uygun bir karşılaştırmadır. Ózellikle Inguinal herni'lerde, kronik ağri oldukça nadir görülmüştür. (%0.6 laparoskopik grupta ve % 0.8 açık cerrahi grubunda). Yöntem ne olur ise olsun sepsis (Vücudun pyojenik mikro organizmalarla meydana gelen enfeksiyonu) çok nadir görülmüştür (laparoskopik 1/1526 açık cerrahi ameliyatları 2/380). Bu bulgular mesh'in lokal dayanıklılığını örneklemektedirler. Yineleme oranları gruplar arasında istatistiksel fark olmaksızın %1 'den düşük olmuştur. Bu retrospektif araştırma bu tip bir mesh'in kliniksel olarak göze çarpan lokal dayanıklılığını kanıtlamaktadır: Parietex@ mesh'in, kısa vadeli daya dayanıklılığın uzun vadedeki fonksiyonel neticelerini etkileyip etkilemediğini belirlemek için, uzun vadeli ve prospektif klinik neticelere gerek duyulmaktadır.
The authors report a series of 2445 inguinal hernias. and 272 incisional hernias treated 1993 and 1997 by the insertion of a Parietex mesh via either a laparoscopic (1595 procedures) or an open approach (578 procedures). Pain scores and time to return to normal activity were Iower in the laparoscopic group than in the open surgery group (p<O.001). In all of the groups, the average incidence of the total reported events (complications) was around With no statistical difference. This ratio seemed to compare favourably to previously published reports. Considering inguinal hernias in particular, chronic pain was extremely rare (0.6% in the laparoscopic group and in the open surgery group). Whatever the approach, sepsis was also very rare (1 / 1526 laparoscopic procedures 2/380 pen operations). These findings illusrate the local tolerance of the mesh. Recurrence rates were beIow 1 %with no satistical difference between groups. This retrospective study demonstrates the clinically apparent local tolerance Of this type Of mesh. Prospective and long term clinical results will be necessary to show whether the short term tolerance of Parietex mesh influences the long term functional results.

11.The Evaluation Of meniscus tears with magnetic rezonance Imaging and' computerized tomography, and comparison with results of arthroscopy
Zafer Orhan, Etel Kayıran, Atilla Parmaksızoğlu, Ahmet Erdemir
Pages 109 - 112
Bu çalışmanın amacı menisküs yırtıklannda MR ve BT sonuçlarını artroskopik bulgularla kıyaslamaktır. Sağlık Bakanlığı Taksim Devlet Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğinde Haziran 1993 ile Mart 1997 tarihleri arasmda 106'sı erkek, 64'ü kadın olmak üzere 170 hastaya tanısal ve cerrahi artroskopi uygulandı. Artroskopi öncesi bilgisayarlı tomografi incelemesi yapılan 40 hasta ile manyetik rezonans incelemesi yapılan 40 hastanın bulguları artroskopik bulgularla karşılaştırıldı. Bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans incelemeler çeşitli özel merkezlerde gerçekleştirildi. Manyetik rezonans görüntülemede 0.5 tesla gücünde cihazlar kullanıldı. MR görüntülemenin medyal menisküs yırtıklarında duyarlılığı %87, özgüllüğü %65, doğruluğu %77; lateral menisküs yırtıklarında duyarlılığı %64, özgüllüğü %88, doğruluğu %80 olarak bulundu.BT'nin medyal menisküs yırtıklarında duyarlılığı %57, özgüllüğü %2, doğruluğu %50, lateral menisküs yırtıklarında duyarlılığı %47, özgüllüğü %60, doğruluğu %52.5 olarak bulundu. Menisküs yırtıklarının tanısında noninvaziv yöntemlerden olan MR görüntüleme ve BT'nin tam degerlerini karşılaştırdığımız bu çalışmada manyetik rezonans görüntülemenin menisküs yırtıklarının tanısında BT'ye gore belirgin üstünlüğü olmasına içerdiği yalancı pozitif ve yalancı negatif sonuçların fazlalığı nedeniyle, artroskopik bulgularla tam degerlerinin azaldığı; pahalılığın bir engel teşkil etmediği hastalarda, aktif sporcularda atroskopi öncesi tanıda MR'ın yeri olduğu kanısına varıldı.
The purpose of this study is to compare MR and CT results with arthroscopic finding in the meniscus Between June 1993 and March 1997 diagnostic and surgical arthroscopy Was performed in Taksim State Hospital, on 170 patients 106 Of them were male and 64 Of them were female. Before artroscopic procedure, 40 patients were evaluated with CT scan and other 40 patients with Mr imaging. This diagnostic imaging studies were performed in different centers. For MRI the 0.5 Tesla system system was used. The sensitivy of MR imaging for medial meniscus tears is %87, the specifity is %65, and the accuracy is % 77; for lateral meniscus tears the sensitivity %64, the specifity %88, and the accuracy was % 80. For computed tomographic scanning the sensitivity to medial meniscus tears was % 57, the specifity % 42 and the accuracy was % 50; and for lateral meniscus tears the sensitivity % 47, the specifity % 60 and accuracy was % 52.5 This study revealed that between noninvasive diagnostic procedure used for meniscus tears, the MRI has many advantages comparing to computed tomograpic scanning. But due to Its false POZitive and false negative results, if it is compared to arthroscopic examination its diagnostic value was less accur. We suggest that MRI should have the priority for patients who don't care of cost of diagnostic technique and for active trainers.

LookUs & Online Makale