E-ISSN 2587-0610

Quick Search




Laparoscopic Endoscopic Surgical Science (LESS) - Laparosc Endosc Surg Sci : 13 (4)
Volume: 13  Issue: 4 - 2006
RESEARCH ARTICLE
1.Evaluation of the Postoperative Pain and Recovery Characteristics of Intravenous Paracetamol on Patients Undergoing Laparoscopic Cholecystectomy
Ziya Salihoğlu, Murat Yıldırım, Şener Demiroluk, Güner Kaya, Adem Karataş, Metin Ertem
Pages 155 - 160
GİRİŞ ve AMAÇ: laparoskop1 kolesistektomi yapılan hastatarda intravenöz parasetamol infüzyonunun erken post-operatif ağrı ve derlenme özelliklerinin değerlendirilmesi. Laparoskopik kolesistektomilerde intravenöz verilen parasetamolun erken postoperatif analjezi ve derlenme özelliklerinin incelenmesi.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Genel anestezi ile laparoskopik kolesistektomi geçiren ASA I-II risk grubundan toplam 40 hasta çalışma kapsamına alındı. İki gruba ayrılan hastalardan brink gruptakilere (paracetamol grubu) entübasyondan sonra cerrahi girişimin başlamasından önceki süreçte 1 gr paracetamol 15 dakika içinde infüze edilirken, diğer gruba 100 mL’lik serum fizyolojik yine 15 dakika içinde verildi. Hastalara size ve gorse ağrı değerlendirmesi yaptırılarak verbal ağrı skalası >2 vizier analog skala >4 is 2 mg morfin yapıldı. Ağrı değerlendirmesi yeterli ağrı kontrolü sağlanana dek 5 dakikalık sürelerle tekrarlanarak gereksinim devam ettikçe morfin 2 mg ek dozları uygulandı. Ağrı kontrolü sağlandığında değerlendirme sıklığı 15 dakikada bir olacak şekilde değiştirildi. Aldrete derlenme kriterlerine göre toplam puanı 10 plan hastalar servisteki odalarına gönderildi. İlk morfin gereksinim zamanı, yapılan toplam morfin miktarı, derlenme odasında kalış sores ve derlenme odasında kaldığı süre bounce gelişen yan etkiler (bulantı, cams, aşırı sedation) kaydedildi. Hastalarda derlenme özellikleri olarak göz alma süresi, ekstübasyon süresi, ekstübasyon sırasında ve sonrasında oluşan öksürük bulantı, cams ve laringospazm gibi istenmeyen olaylar kaydedildi.
BULGULAR: İncelenen tüm parametreler kontrol grubunda paracetamol grubbing göre istatistiksel olarak anlamlı farklıydı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Laparoskopik kolesistektomilerde intravenöz parasetamol uygulaması erken postoperatif ağrı tedavisinde etkin ve takip elide derlenme parametreleri üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı belirlendi.
INTRODUCTION: Evaluation of the postoperative pain and recovery characters of intravenous paracetamol on patients undergoing laparoscopic cholesystectomy. We aimed to evaluate the pain and recovery characters of intravenous paracetamol during the early postoperative period of laparoscopic cholesistectomy.
METHODS: 40 patients of ASA I-II physical status were included to the study. Patients were divided into two groups, 1 gr intravenous paracetamol was infused to the patients in the paracetamol group in 15 minutes following entubation before the surgery starts, and 100 ml serum physiologic was infused to the other group. Patients were asked to make verbal and visiual pain evaluation and if verbal pain scale >2 and visual pain scale >4 morphine 2 mg was applied. Pain was evaluated every 5 minutes and 2 mg morphine was given till sufficient pain relief was achieved. When sufficient pain relief was achieved evaluation period was done in every 15 minutes. Patients who fullfilled 10 points according to the Alderete recovery were sent to their rooms. First requirement of morphine, total dosage of morphine, recovery room duration and the sides effects (nausea, vomiting, over sedation) were recorded. Time to extubation, and complications like coughing, and laryngospasm were also recorded.
RESULTS: All the parameters were signigicantly different in the control group compared to paracetamol group.
DISCUSSION AND CONCLUSION: We found that intravenous paracetamol was effective on early postoperative pain control and had no negative effects on recovery characteristics of patients who had laparoscopic cholesistectomy.

REVIEW
2.A Different Technique of Presentation for Scientific Congress: Video-Poster
Ali Doğan Bozdağ
Pages 162 - 166
Bilimsel içerikli kongre ve sempozyumlarda bildirilr sözlü veya poster olarak iki farklı şekilde sunulur. Her iki sunum şeklinin birbirlerine karşı avantaj ve dezavantajları vardır. Sözlü bildiri daha az sayıda kabul edilir, poster ile kıyaslanamayacak kadar üstün bir görsel zenginliğe ve konuyu sözel olarak anlatmak gibi bir üstünlüğe sahiptir. Ancak bu sunum şeklinin toplantı salonunda bulunan dinleyiciler ile sınırlı bir potansiyeli ve uymak zorunda olduğu bir zaman dilimi vardır. Posterlerde sözlü anlatım ve video sunum yoktur, resimler ve grafikler kullanılarak görsel zenginlik arttırılmaya çalışılır. Bununla birlikte sunum süresi uzundur ve asılı kaldığı sürece uyandırdığı ilgi ile doğru orantılı olarak sözlü sunum ile kıyaslanamayacak kadar çok katılımcıya ulaşabilir. Her iki sunum şeklinin avantajlı tarafları birleştirilebilirse ortaya yeni bir sunum şekli çıkar. Video-poster ile bu sunum şekli oluşturulabilir. Bu amaçla poster boyutlarında bir köpük tabakanın içi oyularak hazırlandı. Bir taşınabilir DVD çalar, ekranı ile gövdesi aynı düzleme gelecek şekilde 180 derece açılarak köpüğün hazırlanan bu bölümüne yerleştirildi. Hazırlanmış olan poster bu köpük tabakanın üzerine tutturuldu ve DVD player ekranına gelen kısmı kesilerek çıkartıldı. Bu şekilde ekran posterin resimlerinden biri gibi göründü. Daha sonra poster ve arkasındaki köpük tabaka sergi panosuna tespit edildi. Enerji verildikten sonra uzaktan kumanda ile DVD player çalıştırılarak ameliyatı gösteren film başlatıldı ve bittiği zaman başa dönerek sürekli gösterecek şekilde ayarlandı. Böylece video-poster sayesinde anlatılmak istenen konu maksimum sunum avantajlarına sahip olarak ve zaman kısıtlaması olmadan paylaşmaya açılmış oldu.
The presentation in scientific congress and symposiums may be in two different forms: as poster or oral presentation. Each method has some advantages and disadvantages. In each congress, few number of oral presentations are accepted compared with the number of posters, but it has the advantage of using various methods such as slide show, and film presentations. On the other hand, oral presentation have time and number of audience limitations. Poster presentation has no video or slide show; it’s visual effect is supported by using figures, graphics, and photographs. But it’s presentation time is long and it reaches too many people when compared with oral presentation. If the advantages of these two presentation types are combined, a new presentation type will be obtained. This new presentation is a “video-poster”. We take a piece of sheet with poster size, and incise it as to put a mobile DVD player in it. The DVD player is opened 180 degress so the sceen and the body of the DVD player are in the same plane. The poster is fixed to the sheet and the part on the screen of DVD player is cut off, so the screen seems to be a picture on the poster. Then this video-poster are fixed to the panel. DVD player starts to show the videopresentation of the operation. It is set as to return to the beginning, when the operation ends. This video-poster combines the advantages of both types of presentations, and it has no time limitation.

RESEARCH ARTICLE
3.Diagnostic Effectivness of Simultuneous Application of Laparoscopy & Hysteroscopy in Determination of Dysmenorrhea Etiology
Cenk Güven, Ali Baloğlu, Incim Bezircioğlu, Ali Yavuzcan
Pages 167 - 172
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada dismenore yakınması bulunan ve anamnezinde pelvik organ patolojisini düşündüren, fizik muayene ve ultrasonografik incelemeleri sonucunda organik neden saptanmayıp laparoskopiye refere edilen hasta grubunda laparoskopiye eş zamanlı histeroskopi uygulanmasının tanısal etkinliği, işlem süresi, peri ve postoperatif mortalite ve morbitidesi literatürdeki sadece laparoskopi uygulanan vakalardaki veriler ile karşılaştırmak amaçlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde sekonder dismenore ön tanısı ile tanısal laparoskopiye eş zamanlı histeroskopi uygulanması tanısal etkinlik, işlem süresi, hastanede kalış süresi, operatif morbidite ve mortalite açısından literatürdeki sadece laparoskopi uygulana olgu serileri ile karşılaştırıldı.
BULGULAR: Laparoskopide %57, histeroskopide %19, laparoskopi ve histeroskopi birlikte değerlendirildiğinde %75 oranında sekonder dismemonerenin nedenini açıklayacak bulgu ortaya kondu. Ortalama operasyon süresi 47.3 dk, analjezik ihtiyacı 2.3 amp,ortalama hastanede kalış süresi 2.9 gün, febril morbidiye %8 bulundu.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Dismenore etiyolojisinin aydınlatılması için laparoskopiye histeroskopi eklenmesi tanısal etkinliğin arttırılmasına katkı sağlamaktadır.
INTRODUCTION: The aim of this study was to examine the diagnostic effectivness, procedural duration and peri and postoperative mortality and morbidity rates of simultaneous application of hysteroscopy and laparoscopy in a group of patients complaining of dysmernorrhea whose patient histories suggested pelvic organ pathology and the physical and ultrasonographic examinations did not reveal any organic cause and who were consequently referred to laparoscopy. Our findings were compared with the data in the literature about the patients to whom solely laparoscopy was applied.
METHODS: The dat regarding the diagnostic effectivness, procedural duration, duration of hospital stay, operative mortality and morbidity rates of hysteroscopy application with simultaneous laparoscopy applied to a case series of 37 patients who were referred to laparoscopy in the 1st Obstetrics and Gynecology Department of Izmir Ataturk Education and Research Hospital with preliminary diagnosis of secondary dysmonerrhea were compared to the data obtained from the case series in the literature including patients to whom laparoscopy was applied alone.
RESULTS: Findings regarding the cause of secondary dysmonorrhea were determined via laparoscopy in 57% and hysteroscopy in %19 of the patients. When laparoscopy and hysteroscopy were applied together this rate was 75%. The average duration of operation of hospital stay was 2.9 days and febrile morbidity rate was 8%.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In determining the etiology of dysmenorrhea, hysteroscopy applied simultaneously with laparoscopy contributes to diagnostic effectiveness.

4.Endoscopic Balloon Dilatation in the Treatment of Peptic Gastric Outlet Obstruction
Adem Akçakaya, Gürhan Baş, Ismail Okan, Mustafa Şahin
Pages 173 - 177
GİRİŞ ve AMAÇ: Endoskopik balon dilatasyonu, peptik ülser nedeniyle gelişen mide çıkış obstrüksyionlarında kullanılan bir yöntemdir. Çalışmanın amacı cerrahi endoskopi ünitemizde, semptomatik mide çıkış obstrüksiyonlu hastaların tedavisinde endoskopik balon dilatasyon yönteminin etkinliğini araştırmaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi Cerrahi Endoskopi Ünitesinde Aralık 2001 ve Ağustos 2005 tarihleri arasında benign mide çıkış obstrüksiyonu nedeni ile endoskopik balon dilatasyonu uygulanan 35 hasta prospektif olarak incelendi. Mide çıkış obstrüksiyon tanısı; hastada yemek sonrası kusma ve kilo kaybı olması ve stenoz nedeniyle endoskopun (9 mm) pilor vea postpilorik bölgeye geçememesi halinde konuldu. Tedaviyi kabul etmeyen veya malignite tespit edilen hastalar çalışma dışı bırakıldı. Helikobakter pilori (HP) incelemesi rapid üreaz testi ile yapıldı. Dilatasyon, endoskop içinden geçirilen kılavuz telli balon dilatatörler kullanılarak yapıldı (Boston Scientific, Watertown, MA, USA). Dilatasyon sonrasında anti-ülser tedavide proton pompa inhibitörleri kullanıldı, HP pozitif olan hastalara eradikasyon tedvaisi de eklendi.
BULGULAR: Yaş ortalaması 43±12 (27-71) olan 25 erkek, 10 kadın toplam 35 hastaya endoskopik balon dilatasyonu uygulandı. Obstrüksiyon 25 olguda pilorik, 5 olguda bulber, 5 olguda postbulber yerleşimli idi. İşlem sonrası olgular 24±2 ay (10-50) ay süre ile takip edildi. Dilatasyon işlemi 14 olguda 2, 10 olguda 3, 8 olguda 4, 3 olguda 5 kez tekrarlandı. Üç kez dilatasyon denenen bir olguda başarılı olunamadı ve hastaya cerrahi uygulandı. Ortalama işlem tekrarlanma süresi 4,2±2 ay (3-13 ay) idi. İşlem sonrası olguların birinde minimal kanama, birinde kapalı perforasyon tablosu oluştu. Her iki hasta Konservatif takiple taburcu edildi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Mide çıkış obstrüksiyon tedavisinde endoskopik balon dilatasyonu basit, emniyetli ve etkili minimal invaziv bir tedavi yöntemidir.
INTRODUCTION: Endoscopic balloon dilatation (EBD) has been used for the treatment of peptic gastric outlet obstruction. The aim of this study is to evaluate the effectiveness of the endoscopic ballon dilatation procedure in the treatment of patients with peptic gastric outlet obstruction.
METHODS: Paients who underwent endoscopic balloon dilatation due to benign gastric outlet obstruction between December 2001 and August 2005 in surgical endoscopy unit of Vakıf Gureba Training and Research Hospital were prospectively documented Gastric outlet obstruction was defined as vomiting and recent weight loss and stenosis preventing the passage of a 9-mm diameter endoscope to pyloric or postpyloric region. Exclusion criteria were the following: refusal undergo dilatation and presence of maligancy. Biopsy specimens were obtained endoscopically for histopathologic evaluation if required and for a rapid urease test for Helicobacter pylori infection. Dilatation was carried out with through-the-scope balloon dilators (Boston Scientific, Watertown, MA, USA). Proton pump inhibitor was used for treatment of peptic ulcer and Helicobacter pylori was eradicated when present.
RESULTS: Thirty-five patients (25 men, 10 women: mean age 43±12 (27-71 years) underwent EBD. Gastric outlet obstruction was due to pyloric (n: 25) and duodenal (n: 10) obstructive lesions. Multiple dilatations were required (mean 3 (2-5) times). Only one patient required surgery due to failure of treatment. The mean follow-up period was 24±12 months. The mean time span among dilatations was 4,2± (3-13) months. One case of minimal bleeding and another patient with closed perforation were documented as complications. Both were managed conservatively.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Endoscopic balloon dilatation for the treatment of gastric outlet obstruction is a simple, safe and efficacious minimally invasive procedure.

REVIEW
5.Risks for Endoscopy Personnel and Steps to Prevent Them
Nuray Akyüz
Pages 178 - 181
Endoskopide çalışanların güvenliğinin sağlanması son derece önemlidir. Endoskopların temizliği ve yüksek düzey dezenfeksiyonunda kullanılan kimyasal maddelerin olası tehlikelerden korunmak ve hastalıkların yayılımını önlemek için tutarlı bir program sürdürülmelidir. Ayrıca, radyasyon ve lazerin olumsuz etkilerine, elektrik ve yangın tehlikesine, fizik koşulların yetersizliği/uygunsuzluğuna bağlı olarak ortaya çıkabilecek sorunlar için de gerekli önlemler alınmalıdır. Endoskopik işlemleri yapan, asiste eden ve aletlerin bakım, temizlik ve dezenfeksiyonundan sorumlu tüm çalışanlar, karşı karşıya oldukları riskler ve korunma yöntemleri konusunda bilgi sahibi olmalı; hizmet içi eğitim programları ile desteklenmelidirler.
Safety of endoscopy personnel is of utmost importance. Consistent practice must be maintaned to prevent the transmission of diseases and to protect them against the dangers of chemicals used in cleaning and high-level disinfection of endoscopes. In addition, precautions must be taken against radiation, laser, electric, f,re hazards and the insufficiency of physical environment. All personnel performing or assisting in endoscopic procedures and personnel responsible for reprocessing care, cleaning and disinfecting of the equipment, must be knowledgeable about risks in endoscopy and the prevention methods. They must be educated with postgraduate education programmes.

LookUs & Online Makale