E-ISSN 2587-0610
Laparoscopic Endoscopic Surgical Science (LESS) - Laparosc Endosc Surg Sci : 11 (3)
Volume: 11  Issue: 3 - 2004
TECHNICAL NOTE
1.National Scientific Board

Pages 101 - 102
Abstract | Full Text PDF

LETTER TO THE EDITOR
2.Letter to the Editor

Page 103
Abstract | Full Text PDF

RESEARCH ARTICLE
3.Laparoscopic repair of recurrent inguinal hernias
Fazıl Sağlam, Gıyasettin Keskin
Pages 106 - 111
GİRİŞ ve AMAÇ: Kasık fıtığı onarımlarının en önemli komplikasyonu olan nüks, değişik herni onarım tekniklerinin başarısını karşılaştırmada önemli kriterdir. Ayrıca nüks kasık fıtıklarında ameliyata bağlı komplikasyon oranı primerlere göre daha fazladır. Bu çalışmanın amacı laparoskopik yöntemle tedavi ettiğimiz nüks kasık fıtıklı olgularımızı inceleyerek sonuçlarını değerlendirmektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Eylül 1997 - Mart 2001 arasında nüks kasık fıtığı nedeniyle laparoskopik yöntemle ameliyat ettiğimiz 48 hastanın sonuçlarını inceledik. Hastaların 38'ine bir, 10'una birden fazla ameliyat yapılmıştır.
BULGULAR: Tüm fıtıkların 43'ü unilateral iken 5'inde diğer tarafta primer fıtık vardı. Nüks; hastaların 32'sinde (%66.6) pubik tüberküle yakın mediyalde, 14'ünde (%29) iç halkada ve 2'sinde (%4.2) inferior epigastrik damar yaralanması, 1 hastada (%2.1) Retzius aralığına kanama ile karşılaşıldı.Ameliyat sonrası 1 hastada (%2.1) geçici uyluk uyuşması görüldü, 1 hastada (%2.1 inguinal hematom ve 1 hastada (%2.1) seroma oluştu. Ortalama komplikasyon oranı %12.6 oldu. Bir hastada (%2.1) açık tekniğe geçildi. Ortalama ameliyat süresi 56 dakika (20-110), hastanede kalış 1.2 gün (1-3) oldu. Hastalar medyan 28.4 ay (9-36) takip edildi. Bir hastada (%2.1) nüks görüldü.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Nüks kasık fıtığı tedavisinde komplikasyonu ve rekürrensi düşük olan laparoskopik prostetik mesh onarımı güvenle uygulanabilir.
INTRODUCTION: The aim of this study is to review the recurrent inguinal hernia patients we operated on laparoscopically and were evaluated retrospectively.
METHODS: We evaluated the results of the 48 recurrent inguinal hernia patients we operated on laparoscopically between September 1997 and March 2001.
RESULTS: While 43 of all hernias were unilateral, there were contralateral primary hernias in 5 cases. Recurrences were medially next to the public tubercle in 32 patients (%66.6), through the internal ring in 14 patients (29.1%) and at the both sites in 2 patients (4.2%). Inferior epigastric vascular damage in 2 patients (4.2%), bleeding into the Retzius space in 1 (2.1%), transient lateral cutaneous femoral nerve damage manifested as lateral thigh paresthesia in 1 patient (2.1%) has occured intraoperativelly. Postoperative inguinoscrotal hematoma 1 patient (2.1%) and seroma (2.1%) has occured. We had to convert open technique in 1 patient (2.1%). Overall complication rates were 12.8%. Mean operating time was 56 minutes (range,20 to 110). Mean hospital stay was 1.2 days (range,1 to 3). Recurrence has occured in 1 patient (2.1%).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Laparoscopic prosthetic mesh repair can be used safely in the treatment of recurrent inguinal hernias with less complication and recurrence rate.

CASE REPORT
4.Complication of the operative hysteroscopy: a case report
Pelin Öcal, Nurhan Kahraman, Ismail Çepni, Sanlı Erkan
Pages 112 - 115
Endoskopik cerrahide başarıyı etkileyen faktörler cerrahın tecrübesi ve kullanılan malzemenin kalitesi olarak sıralanabilir. Histeroskopik polip rezeksiyonu sırasında uterus perforasyonu ve rezektoskop ucunun kopması sonucu gelişen olgumuzu literatür bilgileri eşliğinde sunmak istedik.
The major factors having an impact on the success of endoscopic surgery are the experience of the surgeon and the quality of instruments and materials used. We present a case developed as a result of uterin perforation and a resectoscope's broken loop under the light of the literature.

5.Our experience of combined spinal-epidural anaesthesia for laparoscopic-assisted vaginal hysterectomy: a case report
Nurten Kayacan, Gülbin Arıcı, Fatma Ertuğrul, Bilge Karslı
Pages 116 - 120
Uterusta öyom nedeni ile ciddi menometrorajisi ve üst solunum yolu enfeksiyonu olan laparoskopik asiste vajinal histeroktomi olgusundaki kombine spinal-epidural anestezi (KSEA) deneyimimizi sunmayı ve laparoskopik girişimlerde rejyonal anesteziyi irdelemeyi amaçladık. Premedikasyon amacı ile midazolam 1 mg, meperidin 25 mg iv uygulandı. Sistolik ve diastolik kan basıncı,kalp atım hızı gibi hemodinamik parametreler ve periferik oksijen satürasyonu kaydedildi. Sol lateral pozisyonda L3-4 interspinöz aralıktan KSEA tekniği ile 15 mg %0.5 izobarik bupivakain subaraknoid olarak uygulandı. Daha sonra 20 gauge epidural katater epidural aralığa yerleştirildi. Anestezinin 10. dakikasında anestezi düzeyi T5-6 düzeyine ulaştı ve operasyonun başlamasına izin verildi. Pnömoperitonyum oluşturulmadan önce ve pnömoperitonyumun 10. dakikasında kan gazı örneği alınarak kan gazları analiz edildi. Girişim süresince sistolik ve diastolik kan basıncı, kalp atım hızı, SpO2 değerleri kaydedildi. Trendelenburg pozisyonu 10° civarında tutulurken, intraabdominal basınç 13 mmHg'da tutuldu. Olguda pnömoperitonyumun oluşturulmasından hemen sonra ortaya çıkan sağ omuz ağrısı saptandı. Omuz ağrısının midazolam 1 mg, fentanil 0.05 mg iv uygulaması ile azaldığı, pnömoperitonyumun boşaltılması ile tamamen ortadan kalktığı gözlendi. Operasyona daha sonra vajinal olarak devam edilerek olguya perine onarımı da yapıldı. Operasyon süresince hipotansiyon, bradikardi, solunum depresyonu, hipoksi veya hiperkapni gibi komplikasyonlarla rastlanmadı. Sonuç olarak, kısa süreli laparoskopik girişimlerde, deneyimli cerrahi ekip ve dikkatli hasta takibi ile rejyonal anestezi tekniklerinin güvenli ve etkili olduğu kanısındayız.
We aimed to reveal our ecperience of combined spinal-epidural anaesthesia for laparoscopic-assisted vaginal hysterectomy in a case that presented with severe menometrorrhagia caused by myoma uteri and had an upper airway infection and look over regional anaesthesia in laparoscopic procedures. Midazolam 1 mg and meperidine 25 mg intravenously were given for premedication. The haemodynamic parameters such as systolic and diastolic blood pressure, heart rate and peripheral oxygen saturation were monitored. Combined spinal-epidural anaesthesia technique was performed through L3-4 interspinous space; first 15 mg 0.5% izobaric bupivacain was given intrathecally and then a 20 G epidural catheter was places in the epidural interspace. After 10 minutes, level of anaesthesia reached to T5-6 level and the operation was started. Arterial blood gas samples were obtained and analyses before and 10 minutes after pneumoperitoneum was constituted. Systolic and diastolic blood pressures, heart rate, SpO2 were recorded throughout the operation. The patient was placed in Trendelenburg position at 10 degrees and intraabdominal pressure was kept at 13 mmHg. The patient complained about right shoulder pain just after pneumoperitoneum was constituted. It was observed that shoulder pain was decreased by administration of intravenous midazolam 1 mg+ fentanyl 0.05 mg and disappeared after the release of pneumoperitoneum. Afterwards the operation none of the possible complications like hypotension, bradycardia, hypoxia and hypercapnia were seen. We conclude that regional anaesthesia techniques are safe and efficacious for short duration laparoscopic surgical procedures in the presence of experienced surgical team and close patient monitorization.

6.Intrathoracic knotting of guide-wire: videothoracoscopic treatment
A. Kürşat Bozkurt, Lale Yüceyar, Ahmet Demirkaya, Tülay Samancı, Gökçe Şirin, Mete Burak Özdemir
Pages 121 - 124
Bu yazıda 75 yaşındaki bayan olguda hemodializ amaçlı katater takılması sırasında gelişen intratorasik J teli ekstravazasyonu ve düğümlenmesi bildirilmiştir. İntratorasik ekstravazasyon sağ apikal hematom ve total pnömotoraksa yol açmıştır. J teli videotorakoskopik olarak çıkartılmıştır.
We present a case of an intrathoracic guide-wire extravasation and knotting in a 75 year old woman following catheter insertion for hemodialiysis. Intrathorasic extravasation caused right apical hemotoma and total pneumothorax. The guide-wire was removed with thoracoscopic approach.

RESEARCH ARTICLE
7.The role of video-assisted thoracic surgery in the treatment of malignant pleural effusions
S. Ibrahim Dinçer, Hasan Akın, Adalet Demir, Zeki Günlüoğlu, H. Volkan Kara, Atilla Gürses
Pages 125 - 130
GİRİŞ ve AMAÇ: Video yardımlı torasik cerrahi (VATS) son yıllarda malign plevral efüzyonun (MPE) tedavisinde daha çok yer verilen, aynı seansta hem tanı ve hem de tedavi sağlayabilen bir yöntemdir, bu da VATS'ın diğer yöntemlerden daha değerli bir konuma getirir. Bu çalışmada MPE'un tanı ve tedavisinde VATS'ın etkinliği incelenmiştir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Cerrahi Kliniği'nde 1996-2002 yılları arasında MPE tanısı ile izlenen 57 olgu retrospektif olarak incelendi. Olguların 31'i erkek, 26'sı kadındı ve yaş ortalaması 55±12 (27-83) idi. 36 olguya tüp torakostomi ve plörodezis, 18 olguya VATS ve plörodezis ve 3 olguya da VATS ile plevrektomi uygulandı. Tüp torakostomi ve VATS grupları, plörodezis etkinliği açısından karşılaştırıldı.
BULGULAR: MPE'nin sıklık sırasına göre nedenleri akciğer kanseri, malign mezotelyoma, meme ve over kanseri idi. Tüp torakostomi ile plörodezis uygulanan 36 olgunun 8'inde (%22.2) ilk 1 ay içinde nüks saptandı. Buna karşın VATS ile plörodezis yapılan 18 olgunun hiçbirinde nüks saptanmadı. Talk, 41 olgunun 23'ünde tüp torakostomi ve 18'inde ise VATS yolu ile uygulandı. VATS ile plörodezisin başarı oranı %100 iken tüp torakostominin oranı %87 olarak saptandı. (p>0.05). VATS ile plörodezis yapılan olguların toraks drenaj süreleri ortalama 4.5 gün ve tüp torakostomi ile plörodezis yapılanlarda ise 7.3 gün olup aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı idi (p<0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: VATS; MPE'lu hastalarda direkt görüş altında tanı amaçlı biyopsilere olanak vermekte ve tedavi yöntemi hakkında hızlı karar verme imkanı sağlamaktadır. Ayrıca VATS ile yapılan plörodezis işlemi tüp torakostomiye göre istatistiksel olarak anlamlı olmasa da daha başarılıdır.
INTRODUCTION: Video-assisted thoracic surgery (VATS) which is used more often in the treatment of malignant pleural effusions (MPE) provide both diagnosis and treatment. This study evaluated the efficiency of VATS in diagnosis and tretament of MPE.
METHODS: Between 1996-2002, 57 patients who were treated due to MPE in Yedikule Chest Surgery Center, 2nd Surgery Clinic were evaluated retrospectively. Thirty-one of the patients were male, and 26 female with a mean age of 55±12 (27-83). Thirty-six patients were treated with tube thoracostomy and pleurodesis was compared between tube thoracostomy and VATS groups.
RESULTS: The most common etiology of MPE were lung cancer, malignant mesothelioma, breast cancer, and ovarian cancer in decreasing order. Eight out of 36 cases treated with tube thoracostomy had recurrence in 30 days. Whilst none of the 18 cases treated with VATS and pleurodesis had recurrence. Talc was given by way of tube thoracostomy in 23 patients and by VATS in 18. VATS pleodesis was succesful in 100% of patients but tube thoracostomy achieved 87% success rate (p>0.05). The tube drainage time of tube thoracostomy and VATS were 7.3 and 4.5 days respectively, and the difference was statistically significant (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: VATS enables the physician to take multiple biopsies under direct vision for diagnosis, and also provides rapid decision about the treatment options. Besides VATS is more succesful than tube thoracoscopy although the difference is not statistically significant.

CASE REPORT
8.Bronchogenic cyst removal with video assisted thoracoscopic surgery: report of two cases
Gökhan Hacıibrahimoğlu, Levent Cansever, Ümit Aydoğmuş, Mehmet Ali Bedirhan
Pages 131 - 135
29 ve 67 yaşında, arka mediasten yerleşimli kistik lezyonları olan iki olguya preoperatif hazırlıklar yapılarak videotorakoskopik cerrahi (VATS) ile kitle ekstirpasyon işlemi uygulandı. Histopatolojik sonuçları bronkojenik kist olarak raporlandı. Hastaların postoperatif ve takiplerinde herhangi bir problem görülmedi. Mediastenin kistik lezyonlarında genellikle tanının doğrulanması ve tedavi amaçlı cerrahi rezeksiyon gereklidir. Geleneksel cerrahi yaklaşım torakotomi olmasına rağmen, VATS'ın bu rezeksiyonlarda torakotomi yerine uygulanabilir yöntem olduğu düşünmekteyiz.
Two cases with cystic lesions situated on posterior mediastinum underwent cystic extirpation by video assisted thoracoscopic surgery (VATS) following preoperative evaluations. Histopathological outcomes were interpreted as bronchogenic cyst. No postoperative or follow-up complication was observed. It is often necessary to confirm the diagnosis and to perform a therapeutic surgical resection for cystic lesions in the mediastinum. Although the conventional surgical approach is thoracotomy, we suggest that video assisted thoracoscopic surgery is more convenient in such resections rather than thoracotomy.

TECHNICAL NOTE
9.Instructions to the Authors

Pages 137 - 141
Abstract | Full Text PDF

LookUs & Online Makale